İRİNA SARBU VE CAZIN YARAMAZ ÇOCUKLARI

Seval Deniz KARAHALİLOĞLU

Bazı konserler vardır. Unutulmaz. Anıları hep sıcak ve taze kalır.Bunlardan biri de İrina Sarbu ve arkadaşlarının verdiği muhteşem konserdi. Neşeli, şaşırtıcı, canlı, sürprizli, oyuncu, eğlenceli ve samimi. Sahnede el ele tutuşmuş dört kocaman eğlenceli çocuk var. Bir çember oluşturarak gülerek dans ediyorlar. Neşeyle, coşkuyla kalpten söyledikleri şarkının büyüsü bütün salona yayılıyor. Herkes ayakta. Hiç bilmediğimiz bir şarkıya tempo tutup alkışlarla eşlik ediyoruz. İçimizde uyanan çocuk kalplerinin neşesi bulaşıcı. Bu sıcacık duygu uzak bir geçmişte kaybettiğimiz o küçük çocuk ruhunu yeniden uyandırıyor. Kısa bir an için bile olsa bu çocuksu saflığın müziğini içimizde hissediyoruz.

Ahmed Adnan Saygun Kültür Merkezi Küçük Salonda İrina Sarbu Band konserindeyiz. Bütün zamanların ve İzmir Avrupa Caz Festivali tarihindeki en iyi konserlerden birini izliyoruz. İzmir Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı (İKSEV)’in düzenlediği,  26. İzmir Avrupa Caz Festivali kapsamında Ahmed Adnan Saygun Küçük Salon’da sahne alan İrina Sarbu ve grubu sergiledikleri muhteşem performansla unutulmaz bir konser verdiler. Seyirciyi kocaman bir gülüşle selamlayan İrina’nın sahnesi çok iyi. “Teşekkür ederim, merhaba” diyerek söze giriyor ve “kültürleri bir araya getiren renkleri taşıyan şarkıları seslendirmeyi sevdiklerini” söyleyerek başlıyor konsere. Söyleyeceği her şarkının öncesinde, şarkılara dair ilginç küçük hikayeler anlatıyor. Kısa bir süre sonra, bu konserde her an her şeyin olabileceğini anlıyorsunuz. Çünkü İrina şarkı söylemeyi sevdiği kadar sürprizleri, şakaları ve eğlenmeyi de çok seviyor. Küçük şakaları, vur kaçak tadında esprileri, arada beklenmedik sürprizleriyle bir araya getirdiği müziği ve güzel sesiyle kısa sürede seyircinin kalbini kazanmayı biliyor. Doğal bir sihir, içinde kaybolmak isteyeceğiniz bir büyü yaratıyor. İlk önce bir bossa nova söylüyor. Açık pembe pırıltılı elbisesi, tatlı gülüşü ve sempatik tavrıyla bir masal prensesi gibi duruyor. Sahnedeki diğer sanatçıların da yüzü hep gülüyor.

Müzik dünyasında sıra dışı vokali olarak tanınan İrina’ya eşlik eden arkadaşları piyanist Puiu Pascu, kontrbas sanatçısı Ciprian Parghel ve davulcu Tudor Parghel’le 15 yıldır birlikte çalışıyorlar. İrinayla aynı coşkuyu paylaşan grup yakaladıkları uyumla harika bir iş çıkarıyor. Piyanoda Puiu Pascu hep güleç, sevimli tavrı yaptığı müziğe de yansıyor. Kontrbasda Ciprian tekniği ve çalgıya hakimiyetiyle göz dolduruyor. Davulcu Tudor Parghel küçük bir sehpa boyutundaki elektronik davuluyla şaşırtıyor. Gözlerimiz klasik davulu arıyor ama küçük bir tabla üzerinden gezinen parmaklarıyla Parghel halinden çok memnun görünüyor. İrina Sarbu’yu diğer vokallerden ayıran özellik sadece sesinin çok güzel olması değil. Muazzam bir ses aralığında sesini istediği tonlarda süratle kaydırarak, notalara bölerek, kesik kesik sesleri bir araya getirerek yaptığı benzersiz müzikle özel bir yere sahip. “Caz scat singinglerle” yani caz şarkıcılarının kelimeleri hecelere bölerek, bir çeşit müzikal bir kekemelikle yaptıkları müzikte çok başarılı, “du bab ba, du bab ba” ya da “didilidi” şeklinde doğaçlama olarak söylediği bu küçük hecelerden oluşan müzikal dil seslendirdiği eseri de benzersiz kılıyor. . Geniş bir ses aralığında rahatlıkla dolaşarak, sesi inanılmaz bir kıvraklıkla kullanışı, salondan coşkulu alkışlarla karşılık buluyor. İrina sahnede sesi kadar dramatik oyunculuğu da kullanıyor. Şarkının duygusunu aktarırken mimiklerini, ellerini ve vücut dilini bir enstrüman olarak kullanarak şarkıyı mükemmel bir biçimde tamamlıyor.

Programın başında İrina Brezilya müziğinden ve sambaları ne kadar çok sevdiğinden bahsediyor ve samba ağırlıklı parçalar seslendiriyor. Sonra yumuşak bir geçişle caz klasikleri söylemeye başlıyor. Cole Poerter’ın 1943  yılında  bestelediği unutulmaz parçası “You’d be so nice to come home to”  ardından Louis Amstrong’dan “Sweet Georgia Brown”, Cole Porter’ın 1930 yılında yazdığı “Love for Sale”, Thelonious Monk’dan Monk’s Dream  ile caz klasiklerinden  özel bir seçki sunuyor. Diğer sanatçılar da en az İrina kadar iyi. Piyanist Puiu Pascu piyanoyu konuşturarak Monk’un sesi oluyor. İrina vefakar bir sanatçı. Sevdiklerini anmayı unutmuyor. “Buradan büyük usta George Gershwin’e selamlarımızı yolluyoruz Onu doğumunun 120. yılında, Gershwin’i 1935’de yazdığı “Porgy and Bess” operasından “I Love You Porgy” parçasıyla anıyoruz.” İnsanı eriten tatlı yumuşak bir sesle söylerken Porgy ve Bess’in aşkları üzerimize bir tül gibi iniyor. Kristal şeffaflığında berrak bir sesle inanılmaz bir hafiflik duygusu yaratan küçük dokunuşlarla söylüyor. Bu ruha dokunan ses salon uçuruyor. İrina bütün salonu avucunun içine alıyor. Gökyüzüne bir selam gönderiyoruz. Gershwin beyaz bulutlar üzerinde memnun, mutlu gülümsüyor.

Seslendirdikleri şarkıların duygularıyla bizi duygunun her rengine taşıyorlar. Sanki duygulardan örülü bir gökkuşağı üzerinde geziniyoruz. Caz klasikleri arasında benzersiz yere sahip romantik, duygulu parçalardan neşenin ve yaşam coşkusunun zirve yaptığı hayat dolu notalara kadar bizi dünyanın dört bir yanında dolaştırıyorlar. Latin dünyasından, kadim Orta Avrupa Çingenelerinin kanlarının deli aktığı çılgın müziklere kadar her notayı tadıyoruz. Dünya üzerinde müzikal bir seyahate çıkıyoruz, her yörenin kendi yöresel tatlarının yer aldığı müzikal bir ziyafetle ruhlarımızı doyuruyoruz. Müziklerin akıcılığı, sıcaklığı izleyicileri alıp götürüyor. Caz, blues, etnik caz, samba, bossa nova, Arjantin Tango, Rumen müziği ve Fransız şansonlarından oluşan çok renkli bir repertuarla izleyicilerin kalplerini fethediyorlar.

Romantik melodiler yerini yavaş yavaş ritmi yükselen bir müziğe bırakıyor. Hareketli müzikle birlikte ortam ısındıkça İrina hareketleniyor, yerinde duramıyor, dans ediyor, arkadaşlarının yanına gidiyor onlarla birlikte söylemeye başlıyor. Bu küçük müzikal sataşmalar, müziğin ve salonun enerjisini yükseltiyor. İrina dayanamıyor davulcuyu yerinden kaldırıyor. Bir süre elektronik davulu başarıyla çalıyor, yaptığı gösteriyle büyük alkış alıyor. Daha sonra piyanoda arkadaşının yanına oturuyor ve tek elle piyano çalmaya başlıyor. Bu köşe kapmaca oyunundan sanatçılar büyük keyif alıyor. Hatta küçük yaramazlıklar yapıp sahnede birbirlerinin yerine geçerek birbirlerinin enstrümanlarını çalmaya başlıyorlar. Davulcu Tudor Parghel piyanist Piui Pascu’nun yanına oturarak onunla birlikte çalmaya başlıyor. Yani joker gibi sanatçılar sahnede birbirlerinin yerine geçerek, birbirlerine eşlik ederek, birbirlerini tamamlamayı biliyorlar. Üstelik farklı müzik aletlerini aynı başarıyla çalarak sanatta yeterliliklerini de bir şekilde göstermiş oluyorlar.

Sonra İrina daha hareketli bir parçaya geçmek istiyor. “Şimdi daha hızlı, daha heyecanlı, daha sıcak notalara geçiyoruz. Eğer dans etmek istiyorsanız bu parça çok uygun” diyor ve George Gershwin’in “I’ve Got Rhythm” parçasını çalmaya başlıyorlar. İrina esprili, çok sevimli, çok yaramaz, çok sevimli muzırlıklar yapıyor, piyanistin yanına gidiyor ve dört el piyano çalmaya başlıyorlar. Yaptığı müzikal oyunlar, tıpkı sevimli küçük bir tavşanın piyano tuşları üzerinde zıplaması gibi renkli müzikal bir yaramazlığa dönüşüyor. Konserin sonuna yaklaşırken İrina, iki eliyle burnunu kapatıyor ve trompet sesi çıkartarak bir Romen halk şarkısını seslendiriyor. Salon alkıştan yıkılırken “umarım bu gece eğlenmişsinizdir” diyerek konseri sonlandırıyor ama seyircinin onları bırakmaya hiç niyeti yok ısrarlı alkışlarla geri gelen grup Romen düğünlerinin vazgeçilmez şarkısını seslendiriyorlar. Romen düğünlerinin ruhunu yansıtan eğlenceli, renkli melodileri, oynak ritimleriyle geleneksel havayı bütün canlılığıyla yaşatıyorlar. Israrlı alkışlara dayanamayan İrina Romanya’da yüksek notalara çıkarak öten tarla kuşunun sesini çıkartarak bir melodi seslendiriyor. Coşku son haddinde. Sanatçılar dayanamıyorlar. El ele tutuşarak bir çember oluşturuyor ve Romen Halk Danslarından birini oynayarak unutulmaz bir geceye imza atıyorlar.

 

 

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir