MASAL MASAL MATİTAS

Devrin birinde, uzak ülkelerden birinde bir padişah varmış. Bir de padişahın çevresinde kalabalık bir dalkavuklar ordusu. Ama dalkavuk deyip geçmeyin, çoğunun tek mesleği bu değilmiş; kimisi sanatçı, kimisi medya sahibi, kimisi turizm sektöründe, kimisi inşaat sektöründe, kimisi devlet yönetiminde bürokratmış bunların. Padişah ah dese “hülooooğ” oh dese “nur ooool” diye hep bir ağızdan bağırırlarmış.

Ama hakkını yemeyelim, padişah da  bunlara karşı o kadar sevecen, koruyucu, kollayıcı ve kesesi açık imiş.

 

Yine hakkını yemeyelim, bu kadar dalkavuğun padişaha taparcasına bağlı gibi görünmesinde haklılık payı yok değilmiş. Bir kere bu padişah çok bilge bir padişahmış. Kaç üniversite bitirdiğini kimse bilmiyormuş, kendisi bile unutmuş. Her konuda söyleyecek bir sözü, her alanda engin kültürü varmış. Ekonomide ülke uçuyormuş. Bütün dünya padişahları onu kıskanıyormuş. Başka ülkelerin halkları “Ah neden bizim böyle bir padişahımız yok!” diye iç geçiriyorlar, böyle bir dünya padişahına sahip olabilmek için gece gündüz dualar ediyorlarmış. Siyasette herkes onun ağzına bakıyormuş.

 

Onun devrinde dünyada içte de dışta da hep barış hüküm sürmekteymiş. Dünyanın başka büyük devletlerinin padişahları herhangi bir bölgede karışıklık çıkaracak olsa o hemen devreye girer, küsleri barıştırır, düşmanları kardeş yaparmış. Nazlanacak olan olursa kulaklarını çekiverir ya da kulaklarına bir şey fısıldar, o dakikada diğeri yelkenleri suya indirirmiş.  Bu yüzden dünyanın hangi ülkesinde adı geçse söyleyenin gözleri saygı ve sevgi ile doluyor, dinleyenin içini bir ferahlık kaplıyormuş.

 

Dindarmış bu padişah. Parayla pulla işi yokmuş. O nedenle de asla harama elini uzatmaz, bir lokma bir hırka diye ifade edilen tekke abdalları gibi yaşarmış. Ben padişahım diye öyle şatafatlı saraylarda yaşamaz, israftan özellikle kaçınır, çevresindeki ve devlet görevlerindeki insanların sadece hak edişe dayalı olarak atanmasına özel bir önem gösterirmiş. Bu özelliklerinden dolayı kendi gibi yaşamaya özen gösteren müritlerinden oluşan dalkavuklar onu daha da yüceltir, yere göğe sığdıramazmış.

 

Yeryüzünde ne kadar dil varsa hepsini bilirmiş bu padişah. Padişahlar arası toplantılarda hangi dilden olursa olsun bir konuşur, bir döktürürmüş ki herkes etrafında pervane olur, hayran hayran onun dediklerini dinlermiş. Hatta bazen doğaçlama konuşurken yabancı sözcüklerle yeni söyleyişler oluşturur, başkalarının dillerini de geliştirir, başka dillerde yepyeni söyleyişler icat edermiş.

 

Bu padişahın bir özelliği de doğa ile barışık olmasıymış. Diğer ülkelerin padişahları ülkelerinde ağaç-orman bırakmaz, her tarafı beton binalarla doldururken; para için toprağı ve suyu zehirlemekten kaçınmazken bu padişah döneminde ülkenin her tarafı yemyeşil ağaçlarla, ormanlarla doldurulmuş. Ülkenin her tarafında insanlar sabahları çalar saatin sesiyle değil, kuş cıvıltıları ile uyanırmış. Börtü böcek, tavşan, keklik, tilki, bozayı her gün kendilerine bu cennet gibi ülkeyi yoktan var ettiği için padişahlarına dua edermiş. Hani dilleri olsa dalkavuklukta insanlarla yarışacakmış bu hayvancıklar.

 

İşsizlik, yoksulluk yokmuş bu ülkede, herkes işinde gücünde mutlu mesut yaşamakta, insan gibi yaşayabilecek bir ücret almakta, günü gelince emekli olup emekli maaşıyla da ülkeyi ve dünyayı gezip son demlerinde huzur içinde günler geçirmekteymiş. Gençler diplomalarını aldığı günün ertesi gün daha önceden belirlenmiş olan iş yerlerinde iş başı yapmaktaymış. Kimsenin kendisi ve çocuklarının geleceği için zerre kaygısı olmadığından ülke halkı daha çok insan bu mutluluk ülkesinde yaşasın diye tavşanlar gibi ürer, çocuk yaparmış. Hatta kendi ülkelerinde rahatça üreyemeyen komşu ülke gençleri gelip bu ülkeye yerleşir, her yıl bir çocuk yaparak bu ülkede daha çok sayıda insanın mutlu yaşaması için katkı sunarlarmış. Velhasıl kelam, yediden yetmişe herkes ama herkes mutluymuş. Yazılı ve görüntülü medya, her gün bu her yaştan insanların mutluluk haberleriyle dolar taşarmış.

 

Eveet, yavaş yavaş geliyoruz masalımızın sonuna. Ne? Masal anlatmadın ki sonuna gelesin mi diyorsunuz? Kaç satırdır ne anlatıyoruz size ey okuyucu? Üstelik bilmediğiniz bir masal da değil bu anlattıklarım. Hadi öpüyorum sizi. Ha bu arada… O uzak ülkenin padişahı çok yaşa! Tanrı seni o ülkenin başından eksik etmesin!

Bunları da sevebilirsiniz

MASAL MASAL MATİTAS” için 4 yorum

  1. Çok güzel bir masal. Bu gidişle yıllarca sürecek. Şimdiden Türk Masalları Antoloji’sinin temel masallarından biri olmaya aday. Çocuklar ve büyükler her gece bu masalı dinleyerek uykuya dalmalı. 😊🌹

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir