YURTSEVER, DEVRİMCİ, GENÇ; İRFAN İNAN

Sanki nükleer bir fırtınanın göbeğinde gibiydik. Kim kimdi? Ne yapıyorlardı? Neler konuşuluyordu? Her şey kaotik bir bulanıklık içinde birbirine karışmıştı. Yalnız gözyaşları görüyordum. Gözyaşları ki yüreklerin pınarları…

İRFAN’ı uğurlarken bir de Hüseyin’i gördüm yalnızca, uzun bir aradan sonra. Sarıldık, ağladık. “Bir sen kaldın kavga edebildiğim, dikkatli ol ve beni ara kavga edelim”dedim o fırtınanın içinde.

İnsanlarla ilişkiniz sıkılaştıkça da az konuşarak daha çok dertleşebilirsiniz. Ben tam tersine, ne kadar çok içli dışlıysam o kadar çok kavga ederim. Yaşamım boyu en çok kavgayı iki kişiyle yaptım. Birisiydi İRFAN. Hatta birincisi. Sürekli çekişirdik. Bilimsel konulardan, televizyonlardaki ottan-çöpten programlara kadar. Çevremizdeki herkes tedirgin olurdu. Üzülürüz zannederlerdi. Ama biz ‘nazımızın geçme şımarıklığı’nı sonuna kadar yaşardık.

Ta ki, hastalığının ileri safhalarına kadar. Son kavgamız, anjiyosundan eve dönüşte araba kullanma yüzünden olmuştu. Çok da eğlenmiştik için için. Sonra sustuk. Yorulmasın diye marazayla değil de,susarak anlaştık. Ne sohbetler ettik kimse duymadı. Susarak kavga bile ettik Fener’e dair. Suskunluk içinde bütün gün Fransız Bisiklet Turunu izlettirdi bana, ince bir gülümsemeyle.

Ergun’la, düğün badiresinden O’nu nasıl sorunsuz  geçiririz diye görev paylaşımımız bile hazırken, düğün sabahı; acil… hastane… koştum gittim… tuttum elini… tuttu elimi…

Öyle bir tuttun ki elimi,

            Güneşleri tuttum;

                        Ellerim üşüdü.

Öyle bir tuttun ki elimi;

            Okyanusları avuçladım;

                        Kurudu ellerim.

Öyle bir tuttun ki elimi;

            Toprak doldu ciğerlerim;

                        Ürktüm.

Öyle bir tuttun ki elimi;

            Elveda dedin sessizliğinle;

Çaresizdim….

                              23.03.2019

70’lerde ölüm demir çubuktu, bıçaktı, kurşundu, faili meçhuldu.  80’lerde işkence oldu adı, mahpushane oldu, idam sephaları oldu. 90’lar yaşam kavgası için için öldürdü çoğumuzu. Artık günümüzde ölümün adı hastalık, kalp krizi, kanser.

Nasıl gelirse gelsin, nereden gelirse gelsin, hangi isimle gelirse gelsin; ölüm acı, ölüm karanlık. Ölüm, kaybettiklerimizin paylarını, kalanların yaşamından alıyor. Hem de neşterle, usturayla, keskin bir bıçakla keserek değil, kerpetenle koparıp sökerek alıyor. Acıtıyor…

Kalanlar gittikçe küçülüyor, gittikçe ölüyor gidenleriyle birlikte.

Fazla uzatmaya gerek yok. Tam bir yıl oldu. Yaşam bir şekilde sürüyor ama İrfan’sızlık büyük eksiklik.

 

YURTSEVER, DEVRİMCİ, GENÇ; İRFAN İNAN” için 2 yorum

  1. Hepimizin yaşamında eksiklik..ne güzel yazmışsın. Kısa, iz, bet konuşan, bazan sessizligiyle anlatan, usul usul dayanışan, yaptığını kimsenin gözüne sıkmayan İrfan..gidenlerimiz hep bizlerle, çoklu yaşama yatkiniz zaten, gençliğimiz den bu yana birimiz hepimiz, hepimiz birimiz değil miyiz zaten.. değerlerimizi yaşatmak adına hepimiz için, inatla birlikte yaşayalım, hesapsız, dostlukla..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir