1 MAYIS, KORANA ve TAHİN HELVASI

 Ne koronaymış be! Mikroskobik boyutuyla koskoca dünyayı esir aldı… Evlere hatta, odalara sığınıp saklanmak umar oldu insanlığa.

Korona…

Görünmez düşman oldu; ruhları esir aldı.

Ölüm oldu; sokakları ele geçirdi.

Oysa sokakların ve meydanların günleri vardır. ‘Sabahın sahipleri’ doldurdukları sokakları ve meydanları canlandırırlar, böylesi günlerde. Kentlerin, ülkelerin tarihlerine satırlar eklenir bu meydan günlerinde. Dadaloğlu, “Ferman padişahın, dağlar bizimdir” demişti. ‘Sabahın sahipleri’ de, “zulüm egemenlerin meydanlar ve sokaklar bizimdir” diyorlar günümüzde.

Bazen irili ufaklı mitinglerde olduğu gibi önemli satırları,

Bazen Uğur Mumcu’nun cenazesinde olduğu gibi öfkenin paragrafları,

Bazen barış konserlerini dolduran binlerin dudaklarında özgürlük ve barış ezgilerinin notaları yazılır meydan ve sokaklarda.

Ancak öyle bir gün var ki tüm dünyada meydanlara yaşam verir. ‘Sabahın sahipleri’ o gün destanlar yazarlar güçleri yettiğince: 1 Mayıs.

Katliamlar, provokasyonlar, yasaklamalar, tehditler, gerilimler engelleyemez 1 Mayıs’ı. Meydanlar canlanmak ister. Çağırır bağrına ‘Sabahın sahipleri’ ni.  Yeni satırlar yazılsın ister sayfalarına. Yoksa sıradanlaşırlar; ölür sokaklar ve meydanlar usul usul.

Bu yüzdendir Taksim’in çığlıkları. 1 Mayıs’sız Taksim, Taksim’siz  1 Mayıs düşünülebilir mi? Aksini düşünen varsa, Her yıl Taksim’de 1 Mayıs’ın engellenme çabalarının nedenini düşünsün.

Ama bu yıl işler karıştı.  Pandemiyi önleme amacıyla hafta sonları ilan edilen sokağa çıkma yasağı herkesçe destekleniyor. Cuma gününe denk gelen 1 Mayıs günü bu nedenle sokağa çıkma yasağı kapsamında olacak. Biz evlerimize, meydanlar sessizliğinde mahkum… Ne kötü.

Eğer bu şerefsiz korona olmasaydı. Gündoğdu Meydanı’nda coşarken; yüreğimiz ve kulağımız Taksim kovalamacasında olacaktı büyük olasılıkla…

1 Mayıs sadece meydanlar da değildir. 1 Mayıs sokaklardır, dükkanlardır, evlerdir aynı zamanda.

78’den beri her bir Mayıs’a Niyazi’yle gideriz.

Kesinlikle yürüyerek gideriz. Üçyol ve Bayramyeri arasındaki esnafın neredeyse tamamı tanıdık. Hepsiyle bayramlaşırız. 1 Mayıs’la ilgili başkaca değerlendirmeleri olsa da bizi kırmazlar… Pazaryerinin hemen altından Damlacık’a saparız. Damlacık Spor Kulübü önünde Metin Oktay’ı selamlarız, saygıyla. Sadece futbolun değil gönüllerimizin ‘Kral’ı!. Denizlerin İdamına karşı imza, toplayan ‘Taçsız Kral’ı.

Hemen kulübün alt sokak başında yeşile boyalı bir yatır var. İçi erimiş mum dolu. ‘Çaresizliğin mabedi’ olarak selamlar bizi yüz vermeyiz. Öyle ya günlerden kırmızı.

Kentin sindirmediği insanların oturdukları sokakların açıldığı yokuştan aşağı sallanırız. Şimdi Arkeoloji Müzesi olan, Piçhane’ni yanından ver elini Konak. Konak’ta küme küme insanlar görülmeye başlanır. Artık 1 Mayıs alanına kadar yorumlarımız birbiri ardına sıralanır. Kimi siyasi , kimi ala sulu.

Alanda dolu dolu dostla kucaklaşırız. Gençleri gördükçe umutlanırız, birbirimizi gaza getiririz olumlu gidişle ilgili. Kendi beyazlayan saçlarımıza bakmada, meydanlar beyazladıkça üzülürüz. İMECE’de başlarız. EMEP’i, TMOBB’u, DİSK’i CHP’yi dolaşırız ki tüm meydan arkadaşımız, dostumuzdur.

Pankartlar umudumuz olur. 1 Mayıs’a katılan tüm örgütler gücümüz.

Bir yıl önce birlikte olup da yitirdiğimiz dostları arar gözlerimiz hüzünle. Burnumuzun direği sızlar. (Geçen yıl İrfansızlığını görmemek için, TMMOB sıralarına bakmaya yüreğim elvermemişti.)

Kalabalıkta çarpıştığımız birisi yıllardır merak ettiğimiz bir dost çıkabilir.

(İki sene önceki mitingde Namık Kemal’in jileti Faruk (Uzbek) la karşılaşmıştık. Nasıl da mutlu olmuştum. )

Çay, kahve, bira muhabbetleri kurarız Alsancak sokaklarında.

(Geçen sene de Rahman ve arkadaşlarıyla sonlandırmıştık 1 Mayıs’ı. Güneşin sofrası olmuştu Alsancak sokakları bize. Kamil ilk kez karşılaştığı böyle bir ortamdan çok mutlu olmuştu.)

Dönüş de Konak’a kadar arkadaş gruplarıyla sohbet yürüyüşüyle tamamlanır sonrası “Hocam taksi çevirelim”… (Malum mafsallar…)

Bu 1 Mayıs, bu yürüyüş yapılamayacak. Haaa, sokağa çıkma yoksa biz yine yoldayız. Yürüyüşümüzü fiziksel mesafeyi koruyarak yapacağız. Ama pek olası görünmüyor. (Yazının yazıldığı gecenin sabahı sokağa çıkma yasağı açıklandı)

Bu korona da fazla havaya girmesin, daha son sözü söylemedik.

Hani; Dadaloğlu, “Ferman padişahın, dağlar bizimdir” demişti de ‘Sabahın sahipleri’ de, “zulüm egemenlerin meydanlar ve sokaklar bizimdir” diyorlardı ya günümüzde.

Korona günlerinde de “sokaklar, meydanlar koronanınsa, evler bizimdir” diyeceğiz.

Niyazi’nin bilmediğini sandığım bir konu var. Ben öğreneli birkaç ay kalıyor. Belki de şimdi bu yazıyı okurken öğrenecek. Dedesi ‘Çolak Muhittin’ Annesi ve Teyzesi’yle 80 yıl öncesinde 1 Mayıs kutlardı, gücü yettiğince ve tamamen gizlice. Çünkü köyün baskıcı tutucu yapısının muazzam bir gücünün karşısında durmak çok zordu.

Niyazi, ‘Deden her 1 Mayıs’ta eve helva getirirmiş. Anneannemizin itirazlarına ve “Sokma şu gavur bayramını bu eve” laflarına kulaklarını tıkar, kızlarına “bugün işçi bayramı, tatlı yiyin, senemiz tatlı geçsin” diye fısıldarmış kızlarının kulağına karısında bile çekinerek.’

“Anne bahar bayramı demiş olmasın” dedim, şüpheyle. “Hayır, İşçi bayramı derdi” diye kesinlikle yanıtladı Annem. Sonra Ablam’ın da bunu yıllardır bildiğini öğrendim ve çok şaşırdım. Bildiğimi sanıyorlarmış. Sonra Dedemin Memeleketi Alasonya’da çok iyi bir eğitim aldığını, Torbalı’daki çırçır ve zeytinyağı fabrikalarında katiplik ve muhasebecilik yaparak geçimini sürdürdüğünü düşündüm. Sonra o yıllarda kızlarını İzmir’de oynanan futbol maçlarına götürdüğü, kendine çektiği karides ziyafetleri geldi aklıma. Kesin doğruydu.

Niyazi, “Sen de helvayı hazır et. Tahin helvası olacakmış. Annem öyle dedi. İster kakaolu, ister fıstıklı istersen sade ille de tahin olacakmış. Ben alacağım. Arkadaşlara da haber et onlar da hazırlalarsa iyi olur.”

Evlerimizde kutlarız biz de. Bu korona en azından ağzımızın tadını bozamaz. Ayrıca, ancak bayramlaşan mücadeleler sonuca ulaşabilir.

Ben helvayla başlıyorum. Tahin… Sizde başka bir şey varsa, onu da ekleyelim.

Çocuklarımız, torunlarımız 80 li yaşlarında bile; Annem gibi 1 Mayıs’ı gururla ansın.

1 MAYIS, KORANA ve TAHİN HELVASI” için 2 yorum

  1. Sevgili Engin;
    Hani acıyı bal eylemek vardır ya. Diyorsunya çağırır sabahın sahipleri, sokaklara, alanlara, meydanlara. Gelemiyor olsak bile anılarla sokak boyu tatlı muhabbetin gönlümüzü hoş etti Artık buyılda böyle geçecek. Türkülerimizi evde söyleyeceyiz. Şiirlerimizi yine yazacağız. Koronaya’da tessüflerimizi özellikle bildirelim. Egemenlerin ellerini güçlendirdi. Emeğine yüreğine sağlık Engin’im.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir