“DEDE KORKUT UYUT”TAN MASAL MASAL MATİTAS-2

TEK BİR ATA’NIN PANDEMİ CANAVARINI ALT ETME HİKÂYESİ

Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde dünya milletleri üzerine bir canavar musallat olmuş ki ne olmak!.. İn desen in değil, cin desen cin değil… Aynı anda hem orada hem burada. Bir bakmışsın Çin’de bir bakmışsın Maçin’de… Ne gören var ne sesini duyan… Ulema toplanmış, bilememiş gavur mu Müslüman mı? Ne duadan yola gelirmiş ne efsundan ne muskadan… Cihanın bütün tabipleri uğraşırmış bir çare bulalım diye de bulamazlarmış… Bu tabiplere bile siz benimle nasıl uğraşırsınız deyip üzerlerine çöker, canlarını oracıkta alırmış.

İşte böyle bir zamanda ülkelerin birinde Tek Bir Ata derler bir padişah hüküm sürermiş. O cihana Tanrı’nın bir lütfu olarak gönderildiğinde bütün eski “Ata”ların pabucu dama atılmış. Bilgeliği, adaleti, yakışıklılığı, boyu boşu endamı ile yeryüzünde bir eşi dahi yokmuş. O iktidara geldikten sonra ülkede bütün içi karışıklıklar son bulmuş, muhalefet bile utancından muhalif olmayı bırakmış, muhalif gazeteciler imana gelip kendilerini dört duvar arasına gönüllü hapsedip inzivaya çekilmişler, yüce gönüllü padişah herkese af çıkardığında bile “Biz kendimizi affetmedik ki… Burada yıllarca çilemizi çekmemiz ve hidayete ermemiz gerek!” deyip arınmalarını sürdürmüşler; aydınların, sanatçıların çoğu imana gelip sazını sözünü, şarkısını türküsünü onun hizmetine sunmuşlar… Onun devrinde cemiyette aç açık kimse kalmamış, herkesin karnı makarna, sobası kömür görmüş, yediden yetmişe iman sahibi tebaa, padişahına şükredermiş.

Sadece tebaa mı, ümmetin tamamının gözü Tek Bir Ata’nın üzerindeymiş. Bizi bu Pandemi canavarından kurtarsa kurtarsa Padişahımız kurtarır diye umarlarmış. Onlar ne ki, cihanın bütün gavur padişahları, imansız devlet adamları, Zerdüştlerden Putperestlere bütün zındıklar, kadın mıdır kız mıdır belli olmayan nice insan, bu canavarın müsebbibi olması kuvvetle muhtemel bütün eşcinseller bile bizi bu beladan kurtarsın diye Tek Bir Ata’nın gözünün içine bakar dururlarmış. Hepsi bizi bu beladan kurtarsın, biz de tövbekâr olup imana gelelim, onun sancağı altında toplanıp tek ümmet olalım, bir daha günah işlemeyelim, hünkârımız ne derse onun sözüne uyalım derlermiş… Zamanın ikinci ve üçüncü büyük devletleri olan Aptaliganya ile Ruhsuzya’nın padişahları Tam Kramp ile Putatapın bile her gün güvercin ve ulaklar göndererek “En Büyük Padişahımız, ocağına düştük, bu dünyayı kurtar ki biz de tebaalarımızı kolayca ikna edip senin emrine verelim. Bize birer Padişah Yardımcısı mevkii versen yeter. O mevki bugünkü mevkilerimizden daha şereflidir.” diye yazarlarmış. Taa Hindistan’dan, Hint Padişahı Uçan Halısıyla gelip Tek Bir Ata’nın ayaklarına kapanıp camide dövdükleri  Müslümanlar için özür dilemiş, dövenlerin idam edildiği ile ilgili bilgi vermiş. Biz ettik sen etme, diye de yalvarmış.

Yalnız bir kişi varmış ki o nisa taifesinden bir gavur ülkenin, Aldırman Yaa’nın kraliçesi imiş. Adı Morkel’miş. Bu Morkel her gün aynanın karşısına geçer sorarmış: “Ayna ayna söyle bana dünyada benden büyük hükümdar var mı?” diye. Ayna da ona “Kraliçem, siz çok büyüksünüz ama sizden büyük bir kişi var ki o da Tek Bir Ata’dır.” dermiş. O zaman bu Morkel çatır çatır çatlarmış. Arada herkesin içinde aklına Cihan Padişahı Tek Bir Ata geldikçe titreme krizleri geçirir, adı gibi morarırmış. Tek Bir Ata, ordularını bir salsa üzerlerine bu memleketin başkentinde cuma namazını kılmak perşembeden cumaya bir günlük işmiş ama Tek Bir Ata bir kadını muhatap alacak değil elbette, kendisine “Ne yapalım bu kefere nisa’yı diye soranlara, “Salla gitsin, o benim düzeyimde biri mi ki muhatap alıp sırtımdan pirim yapmasına izin vereyim? Zaten alt tarafı kadın. Erkek olsa neyse…” dermiş.

Neyse biz gelelim şu Pandemi canavarı ile olan hikâyemize. Padişah Tek Bir Ata memlekette ne kadar ulema varsa onları bir araya toplamış, “Bana şu canavarın nasıl yok edileceği ya da en azından şimdilik bundan nasıl uzak durulacağı ile ilgili dua, muska, ilaç vb. varsa tez zamanda bulup gelin.” diye buyurmuş. Ulema günlerce kafa yorup önerilerde bulunmuşsa da Pandemi canavarı ile baş edemiyormuş.

Sonunda Tek Bir Ata ulemayı karşısına alıp şöyle demiş: “Biliyorsunuz benim ulemaya saygım sonsuzdur ama bugüne kadar hâlâ bu canavarın hakkından gelecek bir çare bulamadınız. İş başa düştü. Bundan sonra benim dediklerim yapılacak. Ben birkaç gün akıl yürütüp bu canavarın hakkından gelecek bir yol buldum. Onu şaşırtacağız. Her gün onun kafasını karıştıracak bir icraat yapacağız. Öyle ki neye inanacağını, ne yapacağını bilemeyecek.” demiş. Bütün ulema alkışlamış! Biz ki kaç üniversite bitirmiş insanlarız, hiçbirimizin aklına bu çözüm gelmemişti. Şüphesiz ki siz bin üniversite bitirmiş kadar akıllı ve yücesiniz.” demişler.

Tek Bir Ata’nın icraatları hemen uygulanmaya başlanmış. Önce ülkeden kalkan ve ülkeye gelen bütün uçan halılardan alınan ayakbastı ve ayakkalktı vergileri sıfırlanmış. Pandemi canavarı, “Yaşasın, istediğim gibi, ucuz ucuz bütün ülkelere gidip geleceğim ve herkese bulaşacağım!” diye bütün servetini ödeyip bir yıllık bütün biletleri satın almış. Üç gün sonra Tek Bir Ata bütün uçan halı uçuşlarını iptal etmiş. Bizim Pandemi canavarı bütün parasını bu biletlere yatırdığı için bir günde iflas edivermiş. Moralman çökmüş tabii. Çökmek ne kelime, bitmiş bitmiş!.. Bu daha başlangıçmış. Tek Bir Ata ülkedeki bütün devasa çadır fiyatlarına devletin uzun vadeli kredi açacağını söyleyince herkes kocaman çadırlar alıp kendilerini içeri hapsetmiş mi? Kalmış mı dışarıda tek başına Pandemi canavarı. Bir de Tek Bir Ata herkesin yüzüne canavara karşı bizzat kendi tarafından okunup efsunlanmış maskeleri tek bir gün içinde dağıtınca millet hiç korkmadan sokaklara doluşup sonra yine Tek Bir Ata’ın emriyle hooop çadırlarına saklanıyormuş! Bir bakmışsın ortalık kıyamet insan bir bakmışsın kimse yok, bir var bir yok!… Pandemi canavarı tam saldırıya geçecek haydaaa ortalıkta kimse kalmıyormuş! Bu maskelerden bütün ülkelere de gönderilmiş. Oralarda da böylece herkes koruma altına alınmış. Sonunda canavar kafayı yemiş! Özür dilemiş, “Ben ettim sen etme!” demiş, “Elini ayağını yalayayım, ben kimlen dans ettiğimi bilemedim ama duydum ki sen yüce gönüllü ve affedici imişsin. Vaktiyle sana en büyük küfürleri yapanları bile affetmiş ve en yüce makamlarına getirmişsin. Beni de bağışlarsan ben de var olduğum sürece senin emrinden çıkmam!” diyerek teslim olmuş.

Tek Bir Ata, onu da kendi hanedanında bir bakanlığa getirmiş.

Cümle cihan devletleri padişahları gelip ülkelerinin anahtarlarını teslim etmişler. Biri hariç. Aldırma Yaa’nın kraliçesi Morkel’miş. Bu. Neden? Çünkü gizli teşkilat, fesat yuvası teşkilat olan CİHAPİ’liymiş meğerse bu.

CİHAPİ diye bir teşkilat varmış o çağda, işi gücü fitne fesat çıkarmak ve Tek Bir Ata’ya hakaret etmekmiş. Tek Bir Ata öyle naif, öyle kibar, öyle tarafsız, öyle …. öyle imiş ki yani öyle böyle değilmiş…

“Bırakın yaşasın bu CİHAPİ’liler de…” dermiş, “Onlar da Allah’ın bir kulu. Bir gün onlar da hakikati görüp iman edeceklerdir elbet.” O böyle dedikçe bakanı Pandemi kafa sallar, alkışlarmış.

Bugünkü masalımız bu kadaaar…. Yiyen yiiir, yimeyen kendi bilir.

Başka bir masalda buluşmak üzere şimdilik hoşça kalın çocuklaaaar…

 

 

 

“DEDE KORKUT UYUT”TAN MASAL MASAL MATİTAS-2” için 2 yorum

  1. Sevgili Halil Urgan bey.
    Tek kelimeyle: HARİKÜLÂDE (Yüz üzerinden 99)
    O 1 puanı da; Padişahın adının “ATA” olmasından dolayı. Tamam anlıyorum. Kefereler yığılmasın diye şaşırtmaca yapıyorsunda. Fakat insanlık namına Padişahın adının “TAY” olduğunu -“REP” de diyebilirdin- açık secik yazman gerekirdi.
    Eline, beynine ve de kalemine sağlık.
    Erhan Kızmaz

  2. Halil bey çok beğendim masalınızı.Sanırım her okuyan biraz kendini görebilecek bu masalda , masalların da gayesi bu değil mi zaten.
    ilk defa siteye giriyorum teşekkürler ederim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir