BALKON YAZILARI, 15.06.2020 PAZARTESİ

Saat sabahın beşi. Uykuda, uyanık herkese günaydın!

Günlerden pazartesi.

Yeni bir hafta başlıyor.

Gün hafiften ağarmakta çam ağaçlarının dalları ve iğne yaprakları arasından.

Coşku dolu horozumuz en az yarım saattir ötüyor.

Bir kuş inanılmaz sesler çıkararak âdeta şov yapıyor.

Serçeler tempo tutar gibi: Çip! Çip! Çip!..

Televizyonda pek hayırlı haberler yok.

Korona önlemleri ve yasaklar kaldırıldıkça ya da gevşetildikçe hasta sayısı yeniden patlamaya başladı.

Gazeteciler tırışkadan gerekçelerle tutuklanıyor.

Demirtaş’ın hayat arkadaşıyla, eşiyle ilgili, puştun biri ahlaksızca bir tweet atıyor.

Bu bok böceğinin arkadaşı olanlar,

Biliniz ki kazara sizin de başınıza herhangi bir nedenle “mahpusluk belası” gelse, içeri düşseniz -ki bu ülkede kimsenin bana bir şey olmaz deme şansı yok- bu aşağılık sapık sizin karınıza da o gözle bakacaktır, hatta sizin yakınınızda olduğu için sizin eşinize sarkıntı olma olasılığı pratikte çok daha fazladır.

Dünya görüşünüz ne olursa olsun…

Böylesi ahlaksızları aranızda barındırmayın.

Her gördüğünüzde yüzüne tükürün.

Bu tür virüslerden kimseye hayır gelmez.

Haberi öğrendiğimden beri midem bulanıyor.

Bu tür “mahluklar”la aynı havayı solumaktan utanıyorum.

Aynı ülkede yaşamaktan utanıyorum…

Bu onursuzun kendi çoluk çocuğu, tanışlarının, yakınlarının karısı kızı için kaygılanıyorum…

Çünkü bu politik kinle açıklanamaz…

Herkesin öyle ya da böyle politik bir çizgisi var…

Ama örneğin ben şimdi ona “onursuz pislik” derken karısına kızına küfretmek, cinsel saldırıda bulunmak aklımdan geçmiyor…

Ortalık alacadan aydınlığa dönmekte…

Henüz güneş ortada yok ama eli kulağındadır.

Veee… canım kumrularım… İzmir’in nesli giderek azalan süssüz, sade, proleter kuşları… “Guguuuuk guk! Guguuuk guk!….

Onlar öttükçe bizim horoz daha bir keyfe geliyor: Guk guruuu guuuuk!…. Yok, bu horoz ecnebi galiba, “Ü-ürü-üüüüü!”yü bilmiyor.

Serçenin biri otomatiğe bağladı işi, saniye başına bir “çip”!.. Çip… çip….çip….bip…

Çoook uzaklardan bir karga sesi: Gaaak gaaaaak gaaak gaaaak! Kargadan daha çirkin sesli kuş var mıdır acaba, diye düşünürken aklıma Çağan Irmak’ın “Dedemin İnsanları” filmi geliyor. Kendimi azarlıyorum! Deme bakiyım öyle! Onlar da bir kuşumuz!”

Ağaçlar tablo gibi.

Sanki zaman seslere dönüşmüş, görsel hareket benim dışımda durmuş.

Dondurucu değil ama üşütücü bir serinlik vardı bütün gece ama inat ettim oturdum balkonda saat yaklaşık 01.30’dan bu yana.

Balkonu 60’ından sonra keşfettim ama zararın neresinden dönülse kârdır. Haksız mıyım?

Evimizi artık daha çok seviyorum.

Ama artık bir deniz kıyısında en az bir hafta on gün geçirmek istiyorum!

Bu yaşıma kadar hiç bu kadar istememiştim bunu!

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir