BALKON GÜNLÜKLERİ, 27.06.2020 Cumartesi

Günaydın yeryüzündeki bütün iyi insanlar, yen bir güne uyanan canlı yaşam, tamam sana da özel olarak günaydın kumru, hatta sana “Guguuuk guk, guguuuk guk!

Günaydın uykudaki ev halkı!

Günaydın Godo!

Senin evde varlığını bilmek, görmek, hissetmek çok güzel!

Şimdi balkona o da geldi. Parmaklıklardan aşağı bakıyor meraklı gözlerle…

Gönlü balkondaki karanfil saksısında aslında ama bizim yanımızda yapmıyor bir şey, biz balkonda yokken koparıp yiyor karanfilleri…

Baktı ben oturucuyum balkonda, çıkıp gitti. Şu anda buradan bana ekmek çıkmaz, diye düşündü herhâlde.

Serçeler, kargalar sessiz bugün…. diye yazarken uzaktan da olsa serçe ve karga sesleri gelmeye başladı. Bir güvercin de, hooop biz de varız bu âlemde, diye uçarken seslendi.

Çok uzaklardan sürekli bir köpek havlaması geliyor, derdi neyse…

Horozdan ses yok bu sabah, hafta sonu iznini mi kullanıyor ne?..

Kumrular…. Canım kumrularım…. İzmir’in, beyaz peynir ve domatesli gevrek-sandviç melezi yiyeceğine adını vermiş süssüz, bulut grisi kuşları!… Doğanın proleterleri…. Şu anda sürekli duyulan tek ses birkaç yönden sizin sesiniz. Çoğalın, çoğalın ne olur!… Kumru demek, İzmir demek!… Son yıllarda o kadar azaldınız ki!.. Oysa siz olmadan İzmir de İzmir değil. Sanırım güvercinlerle uzak-yakın bir akrabalığınız var ama ben sizi güvercinlerden daha çok severim. Hele hep çift gezmenize, sürü kuşu olmamanıza, o tek eşliliğinize bayılırım!..

Ortalık bunun dışında ne kadar sessiz. Tek bir insan görmedim henüz dışarı çıkan, tek bir araba geçmedi koruluğun bitimindeki yoldan.

Dut ağacımızda dut kalmadı artık. Bu yıl ilk defa hemen her gün onun dallarına el uzatıp ikram ettiği dutlardan yedim.

Bademimiz, kayısımız, ıhlamurumuz, çam ağaçlarının bu tarafında kaldığı için pek güneş görememekten, biraz da bizim üzerlerine fazla düşmememiz nedeniyle verimsiz. Aşı mı ister, gübre mi…. ben bu toprak işlerinden pek anlamam ama şunu fark edebiliyorum: Gövdeleri ve dalları cılız, biraz daha yükselirsek güneş görebilir miyiz umuduyla yukarı yukarı uzatıyorlar incecik parmaklarını…

Çamlar sanırım baya yaşlı. Dört katlı apartmanımıza, üst dalları ve kozalakları tepeden bakıyor…

Palmiyemiz geçen yıl kurudu ve biri kökünden kesmiş. Sadece bizim apartmanın bahçesindeki değil bu semtteki pek çok palmiye kurudu son yıllarda, bir hastalıktanmış, Ayten öyle dedi.

Ön tarafta, apartman giriş kapımızın önündeki iki tane çam ağacımız hızla büyüyor ama ve renkleri çok güzel, canlı.

Ben üniversitede okurken şu an oturduğumuz yerler çeşitli ağaçlarla da bezeli zeytin ormanıydı…. Sözünü ettiğim ağaçlar, insan katliamlarından arta kalan güzellikler…

Bugün sınav var. Üniversiteye Giriş Sınavı. Habire değişen adlarından sonuncusu YKS (O da TYT, AYT’den oluşuyor.) Başarılar diliyorum bütün gençlerimize. Özellikle de hakkını vererek sınava hazırlananlara…

Çağ kısaltmalarla konuşma, yazma çağı.

Ama ben bu sabah sözü fazla uzattım galiba.

Bütün İzmirlilere ve kendini İzmirli hissedenlere dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar: Guguuuuk guk! Guguuuuk guk!…

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir