O ŞEYTAN BİZ’İZ

Biz ölelim güzel kız. O, bu, şu demeden hepimiz ölelim. İki bilemedin üç baharlık ömrünü kanlı ellerimizle kesip biçtiysek hepimiz ölelim.

Kahpece, vahşice, sadistçe zulmettiysek sana, o pamuk tenine kocaman kesikler atıp, boğup parçalayıp derelere attıysak seni, sakın affetme bizi.

Seni açmadan soldurup, senin gibi güzel çiçeklerin olduğu toprağa ektiysek sakın affetme.

Biz çok zalimiz küçük kız. Bilemezsin. Nereden bileceksin ki. Senin uyuduğun odanın perdelerinde serçe kuşları vardı etekleri farbalı. Koynunda beyaz tüylü tavşanın. Renkli balonlarla süslüydü rüyaların.

Çilek kokarken saçların, üzüm karasıyken gözlerin çamurlara bulanmak da neyin nesi?

Sen hiç yılan görmedin güzel kız. Biz en boğanındanız, göz oyanındanız. Bizi affetme sakın. Biz sizin gözlerinizin önünde annelerinizi bağırta bağırta döven hatta öldüreniz. Babalarınızı sorgusuz sualsiz işinden eden, beş parasız bırakanız. Üç kuruş para diye, töre diye dedeniz yaşındaki heriflerin koynuna hiç kıymadan sizi atanız.

Biz ağacında insanında kökünü kurutmayı severiz. Utanmazız, arlanmazız, namussuzuz. Biz hayal çalarız, hayat çalarız güzel kızım. Yaşamadığımız, görmediğimiz, bilmediğimiz ne varsa hayata dair siz’de yaşamayın, görmeyin, bilmeyin diyeniz.

Doyulmazken sana bakılmaya acımadan yok edeniz. Ne sana ne senden önceki arkadaşlarına yapılan kötülüğün adı yok biliyor musun? Alfabenin hangi harflerini arasan bulsan bu kötülüğün adı yazılamıyor, karşılığı bulunamıyor.

Affetmeyin bizi hiçbiriniz. Ne sen ne senden önceki arkadaşların… Biz içine kötü ruhlar girmiş, ellerinden kan eksik olmayan, ağzından salyaları akan şuursuz sevgisiz kötü insanlarız.

Şeytan diye bir şey uydurmuşuz. Namussuza, soysuza, katile, yani benim masum kızım; bütün kötülükleri biz değil de O yapıyor diyoruz ya sakın inanma. Öyle bir şey yok. Hiç de olmadı. O şeytan biziz!…

Biz gırtlağımıza kadar pisliğe batığız, sizler bu rezil dünyaya eminim yanlışlıkla geldiniz. Sizin gezegeninizde dağların hepsi şekerden evler de çiçekten.

Bir gün, ola ki bizlerden birinin yolu düşerse olduğunuz yere, sakın almayın içeri. Kaleler, surlar, kalın duvarlar demirlerle çevirin dört yanı.

Öyle duyarsız, ruhsuz öyle vurdumduymazız ki, sizleri böylesine vahşice yok ediyoruz ya, sonra dönüp işlerimize bakıyoruz, her yerde müzikler çalıyor, yemekler yeniyor. Bir şey olmamış gibi, hep olurmuş da zarar etmezmiş gibi.On katlı yufkadan nasıl da yumuşacık su böreği yapılır, falanca şarkıcının göbeği kaç kilo gelir, hangi ormanı yakarsak oralara ev yaparız…. Biz bunları konuşuruz hemen güzel kızım.

Yani siz doğranırken boğulurken kesilirken ruhumuz duymaz kılımız kıpırdamaz. Biz çok alışkınız!..

Sonra uyuyup uyanıp yeni avlarımızın peşine düşeriz. Bir daha bir daha. Doymayız… Buralar balçıktan, çamurdan, çukurdan geçilmiyor güzel kız. Üç tarafı ateşle zulümle çevrili bir yerdeyiz. Dağı taşı mezar taşı, çiçekli elbiseli güneş yüzlü çocukların cehennemindeyiz…

Gittiğin yerde bul arkadaşlarını. Buralarda çırpamadığınız ellerinizi çırpın birlikte, söyleyemediğiniz şarkıları söyleyin. Uçurtmalarınızı tekrar uçurun, kelebekleri kovalayın ve uykularınızda sakın korkmayın. Artık orada size kimse hiçbir şey yapamaz (!) güzel kızım.

Biz katran karası ruhlarımızla kan emmeye devam edeceğiz yaptıklarımız yanımıza kar kaldıkça, hoş görüldükçe, salıverildikçe, normalleştirildikçe azmaya devam edeceğiz, ta ki kendi kanlarımızda boğuluncaya kadar.

Hiçbir kötülüğün, felaketin, cinayetin sorumlusu değilmişiz gibi, zora gelince adına şeytan dediğimiz biri var nasılsa, iki taş atarız kafasına…

beyhan duran

 O ŞEYTAN BİZ’İZ” için bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir