YAĞDANLIK YAHYA EFENDİ’nin Hafta Sonu Muhabbeti-11

 Şirret Gazetesi, 15 Zilkade 1441

Hayırlı pazarlar olsun ey Ümmet-i Müselman

Efendim geçtiğimiz hafta tüm ümmet için çok mes’ut edici tekâmüller oldu cemiyetimizde, biliyorsunuz.

Bunların en önemlisi Ayasofya’nın ibadete açılması.

Böylelikle 1934’ten günümüze İslam âleminin kalbine saplanmış o hançer çıkarıldı; yıllardır Ayasofya ibadete açılsın diye sokaklara dökülen işsizler, işçiler, ürününü satamayan soğan patates üreticileri ve diğer çiftçiler, KYK mağdurları, Emeklilikte Yaşa Takılanlar, atanamayan öğretmenler, sınavlarda mağdur edilen öğrenciler, barolar, beş gün yayın durdurma cezası alan Halk TV ve Tele 1 çalışanları, tecavüze uğrayan, öldürülen, baskı ve işkence gören erkek ve kız çocuklar, kadınlar, teröre en sevdiği insanları kurban vermiş insanlar, derin devletin yok ettiği gencecik bedenlerin peşine düşmüş Cumartesi Anneleri,  cezaevindeki gazeteciler ve aydınlar, Avrupa’ya gideceğiz diyerek bindikleri köhne botlar batınca can veren mültecilerin yakınları, evinden, memleketinden koparılarak başka bir memlekette dilenciliğe mahkûm edilen sığınmacı kadınlar ve çocuklar, sadaka parası gibi maaşları ile yaşamaya çalışan emekliler, üç üniversite mezunu olup birkaç yabancı dil bilip de herhangi bir işin sınavına, mülakatına girebilmek için elinde başvuru belgesi ile bir kilometrelik kuyrukta bekleyen gençler ile Z kuşağı sınırları içinde yaşayan mızmııız, haiiiin, iş birlikçiiiii sübyanlar bile bu işe bir sevindiler bir sevindiler ki sanırsınız ülkenin işgalden kurtuluşunu kutluyor herkes.

Haklılar tabii. Sen git küffarın elinden İstanbul’u al, Peygamber efendimizin iltifatına mazhar ol, sonra Ayasofya için vakıf kur, “kılıç hakkı” olarak da onu camiye çevir, sonra bu muhteşem imparatorluğun temeline dinamit koymuş bir adam ve onun meclisi onu bir Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile müzeye çevirsin!  Behey gafil adam, ille de müze kuracaksan kur! Sana engel mi olan var? Üstelik bak bugün Ayasofya’yı müzeye çevirenler tarihimize ve tarihî kurumlarımıza ne kadar sahip çıkıyor! Mesela Efes Harabelerini mi gezmek istiyorsunuz? İşletme hakkına sahip İsrailli şirkete basıyorsunuz adam başına 40 lira, doyasıya geziyorsun. Ama dert başka… Ayasofya’yı müze yap, camileri birer birer kapat ki ümmet-i Müslüman topluca ibadet edemesin. Şu Pandemi sürecinde bile CEHAPE’li zındıklar gördünüz hemen camileri ibadete kapattılar. Camiye girenleri çıkanları taa Hindistanlara kadar gidip coplamadılar mı? Bu CEHAPE iktidarı yıkılmadan mümkünatı yok ki hayırlı işler yapılabilsin. Yani yapılabiliyorsa da işte böyle sıkışınca dini siyasete âlet ederek yapabiliyorsun! Ekonomi ne zaman tepetaklak giderse, içeride dışarıda zamlar, pahalılık tavan yaparsa hemen başlıyorlar: Efendim bu memleketi CEHAPE kurtardı, efendim Cumhuriyet’i CEHAPE kurdu… Hay kurtarmaz olaydı, Yunanlılar kazanaydı da Şer’i Devlet varlığını sürdüreydi… Kurdu da ne oldu?  İlle de yerli ürün, yerli fabrika, yerli mallar haftası… Türk Dil Kurumu, Türkçe Kur’an, Türkçe ezan… Rabbim Türkçe bilmiyor muydu da Kur’anı Arapça gönderdi? Yahu sen nasıl bir dünyada yaşıyorsun? 1938’de bir dolar bir liraydı. Ne kadar kötü! Paramız ne kadar değerliyse biliyorsunuz dışarıya mal göndermemiz o kadar zor oluyor.

Bugün dolar 7 lira gibi ve bakın ihracatımız artmak üzere… Artmadıysa da artacak… Büyük bir sıç(ra)manın eşiğindeyiz. O nedenle Küba’daki tepeye de o camiyi dikmeden bize huzur yok kardeşlerim.

Ha bu arada, Ayasofya’nın ibadete açılması muhteşem tarihî olayını karartmak, ikinci plana attırmak vb. için sokaklarda kanun dışı nümayişler yapan baro başkanları ile avukatları sandviç dilimleri arasındaki sucuklar gibi sıkıştırıp ezen, meclise sokmayan, kibarca kolundan çekip kucağına alarak taşıyan emniyet güçlerimizi de buradan alkışlıyorum. Memleketin sahipsiz olmadığını, herkesin haddini bileceğini, demogratik Başganlıg Sistemi’ne karşı kimsenin kafasına göre parazit yapamayacağını dosta düşmana gösteriyorlar.

Önümüzdeki cüm’a günü beyaz yazma takarak cüm’a namazını Ayasaofya’da kılmaya var mısınız kardeşilerim? CEHAPE’li iş birlikçilere inat dönüşte “Yârim geymiş beyaz azye / Cüm’a nemazından gelir” türküsünü söyleriz. Ne kadar da latifeciyim be yahu!.. Allah verdikçe vermiş bana. Bir tek karakter vermemiş ama o kadar kusur kadı kızında bile olur…

Bu haftalık da bu kadaaaar…. Haftaya yeni bir sohbette muhabbette memleket meselelerine birlikte bir göz atmak ve olup bitenleri yandaşça yorumlamak üzere şimdilik hoş kalınız hoşça kalınız…

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir