EMPERYALİZME, FAŞİZME VE SAVAŞA KARŞI BARIŞ

İmece Derneği; 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde, İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri’nin Gündoğdu Meydanı’nda yaptığı basın açıklamasını değerlendirdi:

‘1 Eylül Dünya Barış Günü’nde emperyalizme, faşizme ve savaşa karşı barışın sesi İzmir Valiliği’nin yasaklamalarına karşın yükseltildi..

İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri Gündoğdu Meydanında yapacağı 1 Eylül Dünya Barış Günü ve barış zinciri etkinliği İzmir Valiliği tarafından yasaklandı. İzmir Valiliği “1 Eylül Dünya barış Günü nedeniyle yapılacak, panel, fotoğraf sergisi, söyleşi, yürüyüş, barış zinciri, konser, piknik ve tüm etkinlikleri yasaklanmıştır” dedi.

İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri emperyalizme faşizme ve savaşa karşı barış etkinliklerinin yasaklanması üzerine Gündoğdu Meydanında bileşenleriyle birlikte açıklama yaptı. Barış etkinliklerinin yasaklanmasına karşı halklar savaş değil barış istiyor dedi.

Açıklama şöyle,

“Sevgili dostlar, değerli basın emekçileri bugün, insanlık tarihi boyunca yaşanan en kitlesel ve ağır yıkımlara, büyük acılara yol açan İkinci Dünya Savaşı’nın başladığı gün olan 1 Eylül.

Bu yıkım ve acıların bir daha asla yaşanmaması için ülkemizde ve dünyanın pek çok yerinde halklar, her 1 Eylül’ de sömürüsüz, eşitlikçi, adaletli ve barış içinde uluslararası toplumsal bir düzenin tesis edilmesini talep ediyorlar. Bugün bizler de İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri olarak bu amaçla burada toplandık.

Söz konusu emperyalist paylaşım savaşının üzerinden 81 yıl geçmesine rağmen maalesef barışın egemen olduğu, halkların eşit ve kardeşçe yaşadığı bir uluslararası düzen henüz sağlanamamıştır. Aksine küresel çapta doğal ve kültürel mirasın yok edilmesine yol açan, kitlesel yerinden edilmelere ve göçlere sebep olan, yoksulluk ve adaletsizliği, yanı sıra başta kadınlar olmak üzere tüm ezilenlere ve ötekileştirilenlere yönelik eşitsizlikleri, ayrımcılığı ve şiddeti daha da derinleştiren iç savaşlar, bölgesel çatışmalar ve vekalet savaşları tüm hızıyla yaşanmaktadır. Halklar arasındaki, dil, din, etnik kimlik farklılıkları kışkırtılmakta, savaşlara gerekçe haline getirilmektedir. Yaşanan tüm bu felaketlerin bir tek sorumlusu vardır: O da küresel sermayenin sınırsız ve koşulsuz dolaşımını sürdürerek kârını sonsuz biçimde arttırma hırsı.

Ülkemizde ise meclisi denge ve denetleme fonksiyonuna sahip bir siyasal güç olmaktan çıkartarak işlevsizleştiren, yargıyı tümüyle kendine bağlayarak hukuku bir baskı ve tehdit aracı haline getiren, düşünce ve ifade özgürlüğünden işkence yasağına kadar tüm temel hak ve özgürlükleri ağır biçimde ihlal eden, seçilmiş siyasetçileri, avukatları, gazetecileri ve insan hakları savunucularını hapishanelere dolduran, yıllardır uyguladıkları neo- liberal ekonomi politikaları sonucu ülkeyi altından kalkılmaz ağır bir ekonomik krize sokan, işçilerin, emekçilerin büyük bedeller ödeyerek mücadeleyle elde ettiği tüm kazanımları gasp eden başını AKP ve MHP’nin çektiği iktidar bloku, gerek ülke içinde gerekse uluslararası düzeyde yaşanan tüm sorunların çözümünde savaş ve şiddeti tek yöntem haline getirmiştir.

Ancak ülkenin içine girdiği ekonomik, siyasal ve toplumsal krizden çıkışın yolu bu değildir. Toplum nezdinde yaratılmak istenen ülkenin savaşla zenginleşeceği, güçleneceği algısının aksine sürdürülmek istenen savaş politikaları, ülkenin elde avuçta kalan kıt kaynak ve olanaklarının tümden yitirilmesine ve bunun yol açacağı maddi ve manevi tüm maliyetin yoksul halkın ve emekçilerin sırtına yüklenmesine neden olacaktır. Bu nedenle halklarımızın çıkarı savaş ve militarizmden değil barış ve demokrasiden yanadır. Ülkede demokrasinin yıllardır tesis edilmemesinin önündeki en büyük engel ise Kürt sorunun çözülememesidir. Kürt sorunun eşitlik temelinde barışçıl ve demokratik biçimde çözülebilmesinin öncelikli yolu ise her boyutuyla tecrit politikalarına son verilmesi, tüm özgürlüklerin önünün açılmasıdır.

İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri olarak diyoruz ki; karşı karşıya olduğumuz tablo oldukça karamsar ancak hiçbir şekilde çaresiz değiliz. Her şeye karşın bu gidişatı durdurabiliriz. Hepimizin barışın iyileştirici gücüne ihtiyacı var! Bunun yolu ise eşitlik, özgürlük, adalet ve barış mücadelesinden geçiyor. Barış mücadelesine en çok ta yaşadığımız Ortadoğu coğrafyasında ve ülkemizde yükseltilmesine ve süreklileştirilmesine ihtiyaç var. Bu amaçla atılacak her adım bizleri barışa olduğu kadar insan olma erdemine de yakınlaştıracaktır. Örgütlü ve kararlı bir mücadele ile barışı bu topraklarda kökleşmiş bir ağaç haline getireceğimize olan inancımız her zamankinden daha güçlüdür. Tüm halkların eşit, özgür, insanca ve kardeşçe yaşayacağı bir dünyayı kendi ellerimizle kurmanın yolunu açmak için bu gidişattan rahatsız olan, geleceğe dair kaygıları bulunan herkesi omuz omuza ortak mücadeleye davet ediyoruz.

Bu alandan hep birlikte var gücümüzle haykırıyoruz: Halklar Savaş Değil Barış İstiyor!”’

KAYNAK: (http://izmir.imece-der.com/2020/09/01/1-eylul-dunya-baris-gununde-emperyalizmefasizme-ve-savasa-karsi-barisin-sesi-izmir-valiliginin-yasaklamalarina-karsin-yukseltildi/)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir