YAĞDANLIK YAHYA EFENDİ’nin Hafta Sonu Muhabbeti-14

Şirret Gazetesi, 17 Muharrem 1442

Selamün Aleyküm Muhterem Ümmet-i Müslüman,

Bu sabah haberlerde öyle bir şey duydum ki aklım başımdan gitti, sinir katsayım rekor kırdı, “Yok artık bu kadar da olmaz!” diye damarlarımda akan kanlar zıp zıp zıpladı, tansiyonum hop oturdu hop kalktı…

Bu Avrupa gâvurları birbirini tutar, kollar, ne de olsa Haçlı ordularından genetik bağları var ama bu kadarına da pes doğrusu!..

Onlar ki gözleri vardır görmezler, kulakları vardır duymazlar, dilleri vardır söylemezler…

Daha doğrusu görürler de görmezden, işitirler de işitmezden gelirler, söylediklerinde de fitne söylerler, yalan söylerler, yandaş söylerler… Çünkü benim gibi, siz benim kıymetli okurlarım gibi cüzdanının -pardon pardon, bu sözü yok varsayıyoruz- vicdanının, insafının, kıymetbilirliliğinin pusulası ile meselelere bakmazlar, bir hainlik, bir kıskançlık ki ooooy hem de ne kıskançlık!.. Hani ülkeni cennete çevirsen (ki bunu başaranı da biliyorsunuz) “İyi de bu kevser şaraplarının tadı kıvamında olmamış, falanca hurinin gözünün üstünde kaşı var!” derler, yine pislik yapacak bir şey bulurlar.

Neden söz ettiğimi hemen anladınız değil mi? Evet, tam da tahmin ettiğiniz, haberleri dinlediyseniz siz de “Oha! Bürrrss!” diye tepkinizi dillendirdiğiniz şeyden söz ediyorum.

Burada bütün dünya mazlumlarının gözünün içine baktığı, “Acaba bugün ne diyecek de dünyanın bütün zalimleri tir tir titreyecek?” diye merak ve umutla beklediği, ümmetin ve milletin gelmiş geçmiş en büyük hizmetkârı ve aydınlatıcısı, bütün asırların en büyük bilgesi, yüce devlet adamı, âli din büyüğü varken sen tut…

Evet evet, olacak şey değil!..

Yuh artık! Yok artık!..

Sen tut Nobel barış Ödülü için Trump’ı aday göster!

Sabah haberlerini dinlememiş, izlememiş olanlar şimdi şaka yapıyorum sanacak!..

Yok, vallahi billahi şaka değil!..

Trump’ı Nobel Barış Ödülü adayı göstermişler Avrupa’nın Haçlı takımı.

Neymiş efendim, barış için çok çaba gösteriyormuş, Kuzey-Güney Kore’leri barıştırmış, ayrıca dünya liderleri ile kişisel ilişkiler de kurabiliyormuş. Sıra dışı bir lidermiş.

Yahu siz kör müsünüz nesiniz? Barış için, kardeşlik için yılmadan, bıkmadan çalışan kocaman bir dünya lideri varken o sarı kafayı mı layık görüyorsunuz bu ödüle!.. Hay ben sizin gözünüze…

Düşünün ki millet ikiye bölünmüş birbirine girecekken “Yüzde elliyi zorla evinde tutan” bir lider burada dururken,

Kendisini eleştiren o kadar gazeteci, youtuber, facebook kişisi, tweeter üyesi her gün hakkında bin türlü yalaaaan, iftiraaaa yazsa da, söylese bile bir tanesine bile dava açmazken,

Orta Doğu’da barış olsun diye bütün Orta Doğu diktatörlerini yıkmak için yola çıkan bir büyük demokrasi cengâveri ve başkomutanı burada iken,

Siyasi rakiplerinin onca çirkefliğine, vatan hainliğine, terör seviciliğine, provokasyonuna karşın muhalefet hakkında ağzından tek bir kem söz çıkmamış böylesi naif bir devlet adamı dimdik ayaktayken,

Kendisine söylemedik söz bırakmadığı hâlde sonradan pişman-perişan ayaklarına kapananları şevkâtli elleriyle incitmeden ayağa kaldıran, sağında solunda mevki makam ihdas ederek de mazisine bakıp bin pişman kılan böyle bir affedici barışsever sırf mahcubiyetinden kafasını kaldırıp “Heey! Beni görmüyor musunuz?” şeklinde bağırmıyor diye,

Feto gibi bir fitne yuvasına bile yıllarca “Belki doğru yolu, hak yolunu bulurlar; ne de olsa yüreklerinde Allah korkusu, Peygamber sevgisi var.” diye düşünüp, öyle sanıp (işte bu şekilde kandırılabilecek kadar da temiz kalpli) her istediklerini veren ama yine de hora geçemeyen bir hoşgörü ve iyi niyet abidesi aha şuracıkta cansiperane dünya barışı için gecesini gündüzüne katarken…

Sen onu görme (görmezden gel) de git civciv sarısı saçlı, cahilliği suratından akan aptal suratlı birini Nobel’e aday göster.

Anladınız değil mi bugünkü feveranımın sebebini?

Yok, ben bu Trump’ı aday gösteren Avrupalı Haçlı zihniyetlilere bulur, ağzını burnunu kırarım.

Barış için yaparım bunu!.. Barış ve kardeşlik için gider evlerini başlarına yıkarım!.. Gelir, üzerinize üzerine tıksırırım, tükürüklerim üstünüzü başınızı!.. Bir daha düşünün şu işi.

Nobel yaşadığı sürece tek kişiye verilebilir! O kadar! Delirtmeyin adamı kefereler!..

Nobel’i o sarı kafaya yedirmeyiz.

Haydi ehlen ve sehlen canım okurlarım. Kafalarına vura vura barışı kuracağız inşallah!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir