HALİLETOS ÇIKMAZLARI

Geceleri gökyüzüne bakıp evrenin, yıldızların “her şeyini” merak ediyorum. Yanıtı olmayan sorular, yanıtı olmadığını bildiğim hâlde çılgınca büyüyor, çoğalıyor beynimde. Cahilliğim, acizliğim karşısında küçülüyor, küçülüyorum… Bir yandan eksi sonsuz ile artı sonsuz arasındaki akışta “muazzam bir şey”im, kim bilir kaç milyon olasılık zincirinin son halkası olarak bende önce başka bir “ben” yoktu, benden sonra da olmayacak!!! Ne kadar “özel”im, ne kadar “özgün”üm!… Bir yandan da gelmiş geçmiş ve de benden sonra da gelip geçecek milyarlarca “özel” ve “özgün” arasında ne kadar “sıradan”ım, ne kadar “evrenin umurunda bile olmayacak kadar” gelip geçiciyim…

“Evren”in varlığını değil, “anlamını” çözebilmek için neler vermezdim… Sahi neler verirdim ya da verebilirim ki? Ne kadar saçma sapan bir soru!.. En fazla tırışkadan canımı verebilirim, bu da evrenin çok umurundaydı! “Her şeyi bilmek” bir gün mümkün olabilecek mi? Keşke ölüm “her şeyi bilme, her şeyin aslını öğrenebilme” aşamasına geçmek için açılan sihirli bir kapı olsaydı!.. Sanmıyorum ama keşke olsaydı!.. Sonuç: Bu muazzam sonsuzluk ve akışta bir nokta bile değilim. Sen de değilsin.

Hayyam’ın dediği gibi, sandıktan çıkarılıp oynatılan ve oyun bitince sandığa geri konulan birer kukla mıyız peki? Öyle olduğunu da sanmıyorum. Düşündükçe, okudukça, öğrendikçe cehaletim artıyor. Cehaletimi yenmek istedikçe takvim yaprakları finale doğru teker teker dökülüyor, panikliyorum içten içe.

Aklımla ulaşamadığım yere vicdanımla ulaşmaya çalışıyorum. Evren o kadar çok sırrını gizlerken benden “iyi insan olmamı” istiyor sanırım. “İyi insan” olmaya çalışıyorum. Çok zor bir iş. Binlerce şeyi ölçmek, biçmek, tartmak, yapmak, yapmamak zorundasın. Her an diken üstündesin uçuruma ilk adımı atmamak için. Çünkü o ilk adımı atmak dibi boylamaya yetiyor. İnsanın kanatları yok, uçup geriye, kalktığı yere konamıyor. Kötü olmak aslında çok kolay! Ondan mı kötüler bu kadar çok? Hiç emek istemiyor. Dünyanın merkezine kendi çıkarlarını koymak yetiyor.

Dünyanın merkezine kendi çıkarlarını koyanları sevmiyorum, bütün zalimler onlar arasından çıkıyor; bir de rütbesi, makamı, varsıllığı, bilgisi vb. ile kendini bir bok sanan aptalları sevmiyorum, hiç mi gökyüzüne gözlerini dikip kendilerine sorular sormuyorlar?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir