YAĞDANLIK YAHYA EFENDİ’nin Hafta Sonu Muhabbeti-18

Şirret Gazetesi, 1 Muharrem 1442

Selamün Aleyküm Muhterem Karîlerim,

Günler akıp gidiyor.

Dünya buhran üzerine buhran yaşıyorken elhamdülillah şükür biz bu müstakil ve müreffeh memlekette başta ümmetin ümidi, koruyucu ve kollayıcısı Padişah Efendimiz, ardından emsalsiz ekonomi bilgisi, sempatik yaklaşımları ve -bakın burası çok önemli- deyim hâline gelmiş sözleri ile Maliye Başnâzırı Bolat Hazretleri’nin muhteşem yaklaşımlarıyla uçmaya devam ediyoruz.

Bir ülke nasıl uçar?

Uçmak öyle her tarafa fabrika dikmek, ortalığı amele ile doldurmakla olmaz. Ne kadar amele o kadar sorun… Tek durmaz ki bu amele milleti, demez ki yahu şurada bana iş vermiş işveren ya da devlet, şükredeyim hâlime, fakir de olsam fakirlik-zenginlik kader, fakirlikte hamdetmek, şükretmek dinen de caiz… Böyle demez de, yok sendika kurayım, grev yapayım, direniş yapayım, der. Maksat ne, çalışmadan para kazanmak… Bu milletin tıynetinde var böyle avantacı yaşama kardeşim!.. Bu nedenle kilit vurdu mu Sultan’ımız böyle bir sürü fabrikanın kapısına? Vurdu. Çok da iyi etti. Kardeşim bunca naza, kaprise neden dayansın? Dünyada üretilmiyor mu bunların hepsi? Basarsın parayı, alırsın. Tarıma gelelim, çiftçide bir naz, bir kapris, bir mızmızlanıp durma… Onca destek verirsin, burun kıvırır. Yahu senin üç kuruşa devlete satmak istediğini elin gavuru bir iki kuruşa veriyor, sana neden fazla para ödeyeyim ben? Basar parayı gâvurdan alırım buğdayı, pamuğu, karpuzu… İşte böyle böyle ekonomimiz uçtukça uçuyor maşallah!..

Uçmak, manası itibariyle yerden ayakların kesilmesi ve semaya doğru yükselme değil midir?

İşte bu nazariyattan hareketle Padişah Efendimiz ve onun yakın dostları yirmi yıldır semaya doğru yükselen binalar dikiyorlar. İçine giriyorsunuz, asansörlere binip semaya doğru yükseliyorsunuz. Uçuyorsunuz bir nevi. E, insanın kanatları yok, insan böyle böyle bir nevi uçar. Böyle dikine dikine binalar inşa edildikçe uçan sayısı da artıyor. O zaman ne oluyor? Memleketçe uçuyoruz.

Bir de düz yolda uçmak var. Fazla yükselmiyorsun onda. Yatay uçuyoruz yollarda… Derya gibi maşallah yollarımız artık. Bu konuda da elhamdülillah memleketimizde yirmi yıldır yapılan yollar sayesinde çağı yakalamak ne kelime, çağın ötesine geçtik. Düşünün bir, yirmi yıl önce bırakın bu duble yolları, asfalt yollar bile yoktu. Taşlı topraklı yollarda çoğu at ya da eşek sırtında gider gelirdik. İki katır bu yollarda karşılaştığında “Yol ver ben geçeceğim.” “Neden ben yol verecekmişim? Sen yol ver, ben geçeceğim.” diye katır inadı ile inatlaşınca bütün trafik de tıkanır, saatlerce yollarda beklenirdi.

Şimdi öyle mi ya? Biniyor köylü Osman mercedes’ine, hoop otobandan uçarak gidiyor, beş dakikada tarlasında; Çoban Mehmet biniyor jeep’ine, almış yanına kaval sesini kaydettiği flaş belleğini, beş dakikada koyunlarının yanında, takıyor flaş belleğini yu es bi girişine, koyunlar kaval dinlerken o da cep televizyondan A Haber’i izleyip bilinçlenebiliyor.

Bir de ruhen uçma durumları var ki bunlar da en az şu maddi uçmalar kadar mühim. Mesela, benzin zamları (pardon fiyat yeniden belirlemeleri) sonrasında “Beni ilgilendirmiyor, ben her defasında 50 TL’lik benzin alıyorum.” diyeni mi ararsın; Bursa kılıç kalkan ekibinde gösterici gibi kıyafetler giyip bir de bunu face’lerinde, tweter’larında instangram’larında paylaşan valiler, dekanlar mı ararsın; İstanbul’un sorunlarının konuşulacağı bir toplantıya İstanbul Şehriemini Ekber İmanoğlu’nu davet etmeyen yetkilileri mi ararsın?.. Ülkenin binlerce ağacını kesip ormanları kelleştiren, sonra da buralara zehirli-siyanürlü altın madenine onay veren “yerli ve millî” olduğunu ilan eden uçmuşları mı ararsın… Hep CEHAPE’lilerin icraatı bunlar. E ne beklersin sen bu CEHAPE zihniyetinden? (Efendim? Bunları yapanlar CEHAPELİ’ler değil mi? Kim peki? Yok yaa!.. Essah mı? Tamam, bu son paragrafı çıkarıyoruz. Editör, tamam de mi, bu son paragraf yok, çıkarılacak. Aman ha!.. Hadi öptüm.)

Evet, bu haftalık da bu kadar muhterem karîlerim.

Gelecek haftalarda yeniden huzurunuzda olup kıymetli fikirlerimle sizlerin millî ve manevi şuurunuzu tekamül ettirmek üzere şimdilik kalın sağlıcakla…

Ehlen ve sehlen…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir