44 yıl önce.

Yani 1 Mayıs 1977. Günlerden pazar 15 yaşındayım Eşrefpaşa Lisesi 1.sınıftayım. Ortaokul son sınıfta gerek ablamın eve getirdiği dergi kitapları okuyarak gerek ilkokul 1. Sınıftan itibaren en yakın arkadaşım kadim dostum Hüseyin Kırmızı ile ettiğimiz sohbetler bizi solcu devrimci olmaya meyletti. Daha ortaokul bitmeden kendimizi solcu devrimci ilan etmiştik. Aslında bizimkiler Demirelciydi. Ama Hüseyinler aleviydi, kızılbaştı. Bütün mahalle hatta babamın atölye çevresi de aleviler için kötü şeyler söylerdi. Hüseyin ve annesi babası abileri ablası hepsi çok iyi mükemmel insanlardı. Biz Giritliyiz, bizim gibilerdi. Annemin deyişiyle yobaz değillerdi. Orta sonda anneme sormuştum “aleviler kötü mü?” diye, annem “Niye kötü olsunlar?” deyince içim rahatlamıştı. Çocukluk işte.

Lise birde Hüseyin’le aynı sınıfa denk geldik . O sınıfta bizim gibi devrimciliğe soyunmuş arkadaşlar edindik, hemen kaynaştık. Misket Dikmen Hasan Özüdoğru ve doktor olup erken yaşta yitirdiğimiz Barış Edipoğlu . Başkaları da vardır, şimdi bu kadarını anımsıyorum. Roman, öykü, şiir, dergi ne bulursak okuyorduk. Sonra başka sınıflardaki devrimci öğrencilerle tanışmaya başladık… hepimizin yaşı 15.

Ablamın eve getirdiği dergi ve gazeteler sayesinde orta sondayken Disk öncülüğünde yasak zinciri kırılarak1 Mayıs 1976’nın kitlesel biçimde kutlandığını öğreniyorum. Acayip heyecanlanıyorum seviniyorum.

Lise birde her ders her fırsatta öğretmenlerimizle tartışıyoruz. Çocuk aklımızla kafa tutuyoruz.

Din dersi öğretmenine hep beraber yükleniyoruz Hüseyin Misket Barış ben. Neyse

1 Mayıs’ı konuşuyoruz kendi aramızda otobüsler kaldırılacak her yerden ama yaşımız 15 aileler bizi salmaz. Gidemiyoruz ama aklımız Taksimde…

Günlerden pazar. Ben yüzbinlerce işçinin devrimcinin Taksim meydanını zapt ettiği anlarda komşumuz Kara Mehmet’in güvercinleriyleyim. Kuşlarla mutluyum.1 Mayıs’ı da merak ediyorum. Derken televizyon haberlerde katliamı vermeye başlıyor. Naciye ablam geliyor beti benzi atmış pür dikkat televizyonu izliyoruz. Özkan abi ile nişanlı haber alma olanağı yok televizyon ölenler var diyor. Herkes uyudu ablamla güne bakış yani son haberlerde ölen listesi bekliyoruz nafile vermiyor. Ablamın o perişan halini asla unutamam.

Sabah okula gidiyorum. Hüseyin Misket Barış ben 1 mayısı konuşuyoruz herkes tanıdığı solcu devrimci öğrencilerden bilgi almaya çalışıyor.

Derken derse giriyoruz. Yanlış anımsamıyorsam ikinci ders edebiyattı. Bana Türkçeyi öğreten edebiyatı sevdiren çok şey borçlu olduğum hakkını ödememin olanaksız olduğu Hüseyin Toptaş öğretmenim edebiyat dersine giriyor. Ve diyor ki “arkadaşlar bugün ders yapmıyoruz yastayız, dün Taksim meydanında 37 işçi devrimci katledildi.” Gözlerimiz doluyor O’nun da doluyor. Sınıfın en haylazları bile çıt çıkarmıyor. Hüseyin hoca çok güzel şeyler anlattı o ders.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir