YAĞDANLIK YAHYA EFENDİ’nin Hafta Sonu Muhabbeti-36

Şirret Gazetesi, 20 Ramazan, 1442

Selamün Aleyküm Muhterem Müminler,

On bir ayın sultanı Ramazan’ı olabildiğince sessiz, sakin geçirebilmek ve oruç vurmuş kafalarla trafikte birbirimize musallat olmamak için Haşmetli Hükümdarımız ve hükûmetimiz 17 gün “tam kapanma” ilan etti. Ne iyi etti, Ramazan’da oruçlu oruçlu çalışmakta olan esnafımız bu bahaneyle biraz istirahat etme fırsatı buldu. Tabii yazlığı olanlar yazlıklarına gitti; olmayan çoluk çocuğuna, eşine daha fazla zaman ayırabilme şansını elde etti. Her fırsatta esnafımıza evinde dinlenme, yeteneği varsa resim, vitray, diğer el sanatları vb. yaparak ya da evdeki ufak tefek tamirat, boya badana gibi işleri aradan çıkararak pandemiyi fırsata dönüştürme olanağı sunan Padişah Efendimiz ve hükûmetimize bin şükürler olsun.

Tabii “tam kapanma” dediysek bu herkes kapanacak demek değil. İşçiler çalışacak elbette, ekonominin çarklarının dönmesi lazım değil mi? E çiftçi de tarlasına gidip gelecek, çapasını yapacak, ağaçlarını sulayacak, hasadını gerçekleştirecek… O çalışmasa aç kalırız, ağaçlar da kurur, millî zarar oluşur… İnşaatlar yapılacak, millet evsiz mi kalsın? Marketler, fırınlar açık kalacak elbette, 17 gün marketleri, fırınları kapasak millet ekmeksiz aç mı kalsın; domat biber dolapta stoklasan çürür onca zamanda, insanlar açlıktan ölsün mü? Ama marketler açık olacak dedikse onlar da Ramazan mübarek günde içki satmasın değil mi? Yahu 11 ay biz size tahammül ediyoruz, mini etekli geziyorsunuz, baş açık dolaşıyorsunuz, kalkıp bir şey desek vaveylaya başlıyorsunuz yok insan hakları, yok laiklik, yok özgürlük diye!.. 1 ay da yüzde 99’u Müslüman olan milletin orucuna saygı duyun, içmeyiverin 17 gün!.. Stoklamışsınızdır zaten siz kim bilir ne kadar ben sizi bilmez miyim?.. Evde içki imal edenlerinizi saymıyorum bile bunları yazarken!.. Atatürk’ünüz “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir.” demiş ya, maşallah hepiniz bilim adamı, kimyager oldunuz, evler imalathane oldu… Cehennemde ateşimiz bol olsun inşallah!.. Bir de bu münafıklar “İçkinin pandemiyle ne ilgisi var?” diye utanmadan soruyorlar. Yahu içki içince kafalar matiz olmuyor mu? Oluyor. Peki böyle olunca insanda yok maskeydi, yok temizlikti, mesafeydi bilinci kalır mı? İçkili adam muhabbet ister, dertleşmek ister. Hadi bakalım yakınlaşma… Bir de maskeleri indirdin mi oooh, Corona’ya gün doğdu!.. Mesele bu kadar basit. Zaten Nebiliim Kurulu da onaylamış içki yasağını. Hatta diyorlar ki yasak kararını birer duble atarak kutlamışlar. Şimdi yani o kadar olabilir. Bi dubleden bi şey olmaz. Ama içmesini bilen de içiyor bilmeyen de… Sorun orda aslında. Mesela ben bir yetmişliği götürsem sallanmam. Öyle sağlamım yani… Siz beni bir de gençken görecektiniz… Neyse, Ramazan geçsin o zaman anlatırım, ne maceralarım vardır o zamanlardan kalma…

Bir de şu “sosyal olaylarda cep telefonuyla falan fotoğraf, video çekmenin yasaklanması” meselesine değinelim. Yahu bu memleket kanun memleketi, sen parti kongresinde lebalep olmaya çıkmıyorsun ki evden, niyet kötü!.. Sen kanun manun dinlemez çıkarsan sokaklara bağırmaya, e hastası var, uyuyan çocuk var, yaşlı var, güvenlik güçleri diyor ki “Sus, çocuk uyuyor.” Peki susuyor mu? Daha çok bağırıyor. Sonra kibar kibar koluna girip ikna etmeye çalışıyor devlet, itip kakıyor devleti adam. Ruhunda teröristlik var çünkü. Aklı fikri “Şimdi hangi cam çerçeveyi indireyim, kimi darp edeyim?”de. Yani Ziya Paşa böyleleri için ne demiş: “Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir.” Güvenlik güçleri de kanunların kendisine tanıdığı yetkiyle… Allah ne verdiyse… Direnme kardeşim, kanuna direnme!.. Direnince de tabii şey oluyor, neyse işte, istenmeyen şeyler oluyor; oluyor da o kenardan fotoğraf çekenler size ne oluyor? Şimdi sen o yerlerdeki insanları fotoğraflıyor, gazetede, sanal ortamlarda falan paylaşıyorsun. Ya o kişinin anası babası kalp hastası falan ise? Sonra o fotoğrafı çekilene sordun mu ki “Seni, böyle hırpalanırken fotoğraflayıp ifşa etmek istiyorum, iznin var mı?” diye? Velhasıl kelam, iyi oldu bu yasak iyi… Keşke insanların tamamına birer çip takılabilse de aklından geçenler okunup daha eyleme geçmeden derdest edilip hakkından gelinse… Belik ileride o da olur… Düşünsenize bütün CEHAPE’lileri fişlemişiz tek tek, aklından kim Padişah Efendimiz’le ilgili kötü bir şey geçirdi, hemen otomatikman tazminat davası açılıp ceza hükmü mailine gönderiliyor. Vay be! Düşünmesi bile insanın içini bir hoş ediyor!.. Neyse, demokrasimiz biraz daha olgunlaşsın o da olur inşallah… Olur olur!.. Biz göremesek de çocuklarımız görsün. Onlar için yaşıyoruz.

Son olarak bir de şu CEHAPE’lilerin ağzına sakız ettiği köprülerden, yollardan geçişlerin bu kadar az olduğu dönemde ÇİNKİZ İNŞAAT gibi yerli ve millî şirketlere “Deli Dumrul Paraları”nın hâlâ ödenmesi ile ilgili feveranlarına değinelim. Yahu adam “Milletin …. koyacağız.” demiş bir kere, sözünden mi dönsün yaşlı başlı adam? Şık olur mu? Adam yapmış mı aslanlar gibi yolları köprüleri, yapmış! E geç o zaman kardeşim, neden geçmiyorsun? Sırf az geçiliyor demek için başka yollardan gitmenin âlemi var mı? Yok efendim Van’ın köyündeki adam hiç geçmeyeceği köprüye para ödüyormuş. Gel geç kardeşim. Seni Van’a japon yapıştırıcı ile mi yapıştırdılar? Seyahat hürriyeti diye bir şey var. Gel İstanbul’a da biraz gözün gönlün açılsın hem. Burada ne manzaralar var ne manzaralar, of ki of!.. Neyse şimdi Ramazan ya, derine inmeyelim…

Evet muhterem okur, bu haftalık da bu kadar…

Allah hiçbirimizi doğru yoldan, Padişah Efendimizim kutlu yolundan ayırmasın…

Allah bizi CEHAPE zulmüne muhatap etmesin.

Allah muhalefeti (başta CEHAPE) her türlü zulme müstahak etsin.

Velattâlin amin.

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir