KANTAR KARAKOLU !..

Güngör Kırkaya Deveci

Yıllar önceydi. Hani şu yarın devrim olacakmış gibi koşa koşa yaşadığımız yıllar.

O gün acı bir günümüzde. Haince öldürülen Kamil SAĞIR yoldaşımızın cenaze töreninden dönüyorduk. Bizler Buca birimi olarak Şirinyer’de korsan miting koyduk. Ne var ki polis baskınına uğradık. Hepimizi gözaltına aldılar. Arabalara doldurup Kantar Karakoluna götürdüler.

Küçücük bir odaya neredeyse yüze yakın olan bizleri koydular. Hepimiz perişandık. Sizler bunun nedenini iyi bilirsiniz.  Her birimiz bir tarafa yığıldık kaldık.

Aynı okulda, aynı mücadelenin içerisinde olmamıza rağmen Savaş’ı, yani eşimi o odada tanıdım. O gün, bu gündür birlikteyiz. Biz yetmiş sekiz kuşağı her şeyi büyük büyük yaşadık. Belki bu yüzden sevdalarımızda büyük oldu.

Gerçi el ele Kordon’da dolaşamadık. Pastahanede oturup bir şeyler içemedik. Romantik akşam yemekleri yemedik. Tek taşlı evlenme teklifi almadık. Ama olsun, birlikte slogan attık. Birlikte mitingler yaptık. Birlikte dayak yedik. Birlikte işkenceden geçtik.

Bizi yıldıramadılar. Dimdik ayaktayız. Boyun eğmedik, eğmeyeceğiz.

Ve hiçbir zaman güneşli, güzel günlere olan inancımızı yitirmedik.

Kısacası hüzünlü ama kahraman bir kuşaktık acıların içerisindeki güzellikleri bulup yaşadık. Hem de yarın yanağından gayrı her yerde, her şeyde, hep beraber diyerek…

KARAKOL ODASI

Sevmiştim seni,

Küçücük bir karakol odasında.

Oda tıklım tıklım dolu

Oysa sadece sen ve ben vardık orda.

Ortada kocaman kapkara bir soba,

Sobada ne ısı ne ışık vardı oysa.

Sen masanın üstüne oturmuş,

Isı, ışık saçıyordu odaya.

Yorgundum, çaresizdim,

Şaşkındım ben,

Başım omzuna düşüyordu istemeden.

Böyle başladı ilk umut, ilk sevgi

Bu başlangıcın meyvesi

Üç çocuk doğdu.

Biri Emel, biri Ayşe, biri Savaş Can’dı.

Emel öldü, Ayşe, Savaş Can kaldı…

Sevgili dostlar, bu şiirin son kıtasını yazmıyorum. Siz istediğiniz gibi bitirebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir