AKDENİZLİ KADIN

Filiz Asal

Akdenizli kadın değişen mevsimlerle doğayla dans etmeyi seven kadındır. Giyimi, yemekleri, evinin içi ve dışı zamana göre renk alır. Yüzü temiz, ışıklı her an gülmeye hazır ve hatta buna alışıktır.

GİYİMİ

Akdenizli kadın her dem rahat giyinmeyi bilir, kalıplar onu sıkar. Yazları pamuklu, kışları yün vazgeçilmezidir. Başka çeşidini bünyesi kabul etmez. Gençken olabildiğine dekolteli kıyafetler seçer. Biraz göğsünün ya da bacağının entarisinden fora olması onun rahatına düşkünlüğünün ifadesidir. (Bunda erkekleri tahrik amacı yoktur. Onlar bireysel ahlak yolunda kendilerini terbiye etmeliler.)  Hafiften yaş almaya başlayınca elbiseleri kısa kollu, boydan, tek parça, diz altı rahat kesimli hale döner. Akdenizli kadın dışarı çıkmasa, evde otursa bile kıyafetine uygun güzel bir takıya veya çiçeğe her zaman yer verir. (Bakınız Milas Çomakdağ kadınları. Belki Frida Kahlo’ dan önce çiçeklendiler.) Tüm bu süs püsler hava olsun diye değil kendini böyle görmeyi sevdiği için ve kendine özen gösterdiği içindir. Evde böyle de dışarıda başka türlü müdürler?  Asla. Onları özel günde hele hele bir düğünde görmelisiniz. Böyle zamanlarda günler önceden hazırlanılır. O gün geldiğinde kendinden emin ve şık olmak ister. Her halükârda bunu başarır günün veya gecenin tadını doyasıya çıkarır. Yazları kıyafetleri doğal malzemelerden çantalar tamamlar. Akdenizli kadın kıyafetlerini üzerinde giysi değil de ikinci bir deri gibi taşır. Bazı yaşlı Akdenizli kadınların ayaklarında rengi beyaza dönmüş nasırlar görünse bile bu onların güzelliğine gölge düşürmez. Giysi dolaplarında torba lavantalar çamaşırlara kokusunu geçirir. Akdenizli kadının içinden uzak denizlerin yosun ve iyot kokusu taşıyan uzun nefesli rüzgarlar geçer.

YEMEKLERİ VE SOFRALARI

Akdenizliler bir dilim ekmeğe biraz zeytinyağı, biraz kekik biraz kırmızı biber döküp mis kokulu nar gibi bir domatesi nefis bir ziyafete dönüştürebilir. Az çoktur. Onların zenginliği çeşidin bolluğundan değil azın bereketinden gelir. Bu berekete sevdiklerini ortak edip azıklarını zevkle ve sevgiyle paylaşırlar.

Akdeniz mutfağı sadedir. Yemeklerin lezzeti kullanılan az miktarda malzemenin birbiriyle uyum içinde dans etmesindedir. Soğan, sarımsak, zeytinyağı ve taze fasulye bu mutfağın demirbaşıdır.

Akdenizli kadının bir iç bir dış mutfağı vardır. Dış mutfağın tezgahının altında sulandırılmış kireç kovası vardır. Kovanın ikide arkadaşı vardır: fırçayla süpürge. Kova ve fırça bir yerler kirlensin de koşup kar gibi badana yapalım diye köşelerinden etrafı gözlerler.

Adalarda ya da anakarada yaşayan Akdenizlilerin bahçesinde keyifli keyifli uyuyan bir kedi ve az ötede onu gözleyen bir köpek mutlaka vardır. Akdeniz insanının hayvanlarla seviyeli ilişkisi vardır. Bakar, beslerler. İllaki benim olsun demezler, hayvanlar canları isterse bir eve sırnaşırlar. Bu bahçede sardunya bir asma ağacı ve begonvil yoksa ne kadar yeşil olursa olsun orası kuru sayılır.

Akdenizliler müziksiz yaşayamaz. Kuşluk kahvesini içerken açar radyosunu. Derinden gelen hoş nağmelerle kendine gelir, ayılır. Bazen ince ince çalan radyoya kendisi de katılır. Yanık yüreğinin yitik şarkılarını ellere duyurmadan mırıldanır. Sabahın efkârlı şarkılarını akşamın neşeli türküleri kovalar. Yaptığı yemeklere coşkulu şarkıları tuz biber eder. Müziğin hüznünü ve hazzını beraber yaşar.

Bir mutfağın Akdeniz mutfağı olması için Akdeniz bölgesinde olması; kadının da bir kadının da Akdeniz’de yaşaması gerekmez. Bazen Marmara ‘da, bazen Güney Doğu Anadolu’da, bazen Kafkasya’da hatta bazen Sibirya’da bile “Akdeniz mutfağı” oluşturulabilir.

Aslolan “Akdeniz ruhu” taşımaktır.

Bu kadar laftan sonra bunu yazan kişi Akdeniz’e doğru yola çıkar.                                                                                            2016  İzmir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir