12 EYLÜL GEÇTİ Mİ?

Necdet Gökçe

12 Eylül geçti mi ?..

” Geçen günler”, kumda iz bırakmayan deniz köpüğü gibi midir yoksa?

Henüz 16 yaşımdayken, macerasever duygularımı keşfedip solcu yapmıştın beni… Çocukluğumda, Alaçatı açıklarından geçen her gemiye binip dünya turu yapan, akşamleyin eve kös kös dönen ben…

Ki, böylece Cüneyt Arkın’ ın rol yaptığı Karamurat, Malkoçoğlu, Fatih in Fedaisi filmlerinden elli kat daha heyecanlı ve gerçeğini sokaklarda yaşamaya başlamıştım…

Komünist olmanın kriteri, iyi bir direnişçi olmaktır ” demiştin… Havarilerin aracılığıyla kitaplar yolluyordun bana ; Okuyup aydınlanmam ve sağlam bir direnişçi olmam için..

“Saygon Zindanlarında Direniş, Militana Notlar,

Mitka Gribçeva’nın kitapları… nasıl da yüksek direniş ruhuyla okuduğum kitaplardandı…

Tek başıma kalsam da, PARTİ’ ye ve halka asla ihanet etmeyeceğime samimi sözler vermiştim…

İlk tutuklandığımda 17 yaşında liseli bir direnişçiydim… Susmanın, susabilmenin sırrına o zaman nail olmuştum… Sen de beni dikkatle izlemiş; polisteki, mahkemedeki ve askeri cezaevindeki tavrımı titizlikle not etmiştin… Kalbim Hep senin heyecanınla doluydu… Oysa henüz bir kızın elinden bile tutmamıştım… Ama bu “aşk” başkaydı… Mitinglerde halay çekerken elini tuttuğum bacılar bile böyle kalben bir alt- üst oluşu yaşatamıyordu bana…

14 ay sonra, çakı gibi bir direnişçi olarak salıverildiğimde, havarilerin aracılığıyla bana, artık GENÇ KOMÜNİST olduğum müjdesini yollayacaktın…

Tepeden tırnağa gerçek bir mürşit, devrimi hemen şimdi yapacak kadar güçlü bir kişiliktim artık… Sen benim yaşam ağacım, ben de senin hücrelerini oluşturan yediveren tohumuydum…

Yeryüzünde hiç kimseye ve hiçbir şeye bu kadar tutkulu, coşkulu ve hastalıklı bağlanmadım bir daha…

Sonra ne mi oldu?

12 Eylül bir turnusol kâğıdı gibi girdi hayatımıza… Herzeyi ve herkesi ayrıştırdı… Polis karakolları, istihkam binaları çığlıklar, gözyaşları ve cılız da olsa direniş sloganlarıyla inledi durdu…

Uzun intikam geceleri boyunca genç gövdelerimiz üzerinde doktorasını tamamladı faşizm…

Ben o dönem işkence görmüş her insanın önünde gerçek bir saygıyla eğiliyorum… Amiyane tabirle ” öten ve ötmeyen ” kim varsa… İşkence insanlık suçudur. İşkence görmüş herkesin tavrı, hangi açıdan bakarsanız bakın; sadece insanidir.

Ben siyasi şubede kaldığım 54 gün boyunca, hüzünle söylemeliyim ki, ” adımdan gayrısını ” bilmedim…  Darda kalıp adımı veren arkadaşlarımı da bağışladım çoktan…Hatta, o dönem polisin büyük bir fetihçi edayla karşıma diktiği ve ” evet.  Bu bizim iyi mürşitlerimizden biridir “diyen senin has havarini bile affettim… İdamla yargılanmama vesile olsa bile…

Benim bağışlamadığım, bağışlayamadığım bir tek sen varsın… Ölü olduğun halde bile…

Sıradan bir mahalle çocuğuyken, beni sıra dışı militan, her koşulda yaşayabilecek bir insan; felsefe okuyup hayata gündem dışı sorular yönelten bir kişiliğe dönüştüren sen…

Neredesin şimdi…?

Hangi koşul, hangi ” zor ” senin kendini kaldırıp Yusuf’un Kuyusu’ na atmana sebep oldu.?

Ey PARTİ!

Yasak dersem çıkma,

DEVRİM dersem… kaç !..

12 Eylül.2021 Buca

12 EYLÜL GEÇTİ Mİ?” için 2 yorum

  1. Ey Parti!!
    adını ve cismini duru sularla durula ortaya çık.
    Bak biz buradayız.
    Sen neredesin?

  2. Kimbilir belki bir gün derlenir toplanır “iste buradayım “der.
    Bizde o umutla ömrümüzü tuketiriz…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir