Futbol ve deniz

Askerim, yıl çok da önemli değil, kırk yıla yakın bi zaman geçmiş üstünden işte. Tabi ki de sıradan bi askerlik değil benimki…Profesyonel futbolcu olmanın avantajlarından faydalanma zamanların da askerim yani…

Bu arada Bahriye askeriyim, bildiğin Deniz askeri…İskenderun acemi birliği ve acayip bi merakla bekliyoz dağıtım nerelere olcak diye…

Acemi birliğinde 14 kadar profesyonel futbolcuyuz…Bide yan ranzada askerlik can arkadaşım Levent İnanır(arıca) var… Acayip eğlenceli bi adam, oynadığı rollerin tam tersi yani…Neyse acemi birliği Karargah komutanı yüzbaşı Metin (ama soyadını unuttum) ile 60 gün ye iç yat ve futbol oynayarak geçti…Bide Karşıyaka ve Gaziantep sporun efsane sağbeki “tekvando Nurettin” abimin şen kahkahaları ile tabi ki…Herkes çok heyecanlı nereye gidicez diye…Nihayet hepimizi sevinçten havalara, hatta kepleri atmosfere uçuran haber geldi, Tekvando Nurettin ve Orhan Cihaner”in İzmir Konak eski balık hali”nin dibindeki hücumbotlara dağıtımına…

Neyse İzmir’e geldik 15 saatlik bi otobüs yolculuğu sonunda…Gemi overhol de olduğundan ben Karşıyaka Naldöken deki tersaneye teslim oldum…Ne tuhaf o zaman askeri birliğe intikal etmek teslim olmak diye söylenirdi…Tabi ki biz gene arada asker ama genelde futbol oynayarak geçirdik baya bi zamanı…9 ay sonra falandı sanırım Konak’taki balık halinin(şimdiki Pier) oraya demirlemiş gemilerde idik…Ben ve yan gemide ki Nurettin abi askerlikten çok top oynuyoruz takımlarımızda…

Neyse uzatmayalım Adana Sporu Alsancak stadında yenip ve oldukça yüklü bi primle maçlara devre arası verdik…Komutan Orhan seyire gidicez dedi ve emre amade pasoparola er olarak Ege denizinde seyire başladık…Kasım 23 tü sanırım Ege Denizi karanlığında karakol nöbeti seyrinde iken ve gecenin 01,30 unda ve en yakın kara 10 mil iken gemide neden olduğu belirsiz bi yangın çıktı ve çok kısa sürede geminin içine tekrar girilemicek kadar her yanı sardı…Geminin içinden kıçüstüne çıkana kadar yuttuğum dumanı tam bir hafta simsiyah tükürdüm… Ateşten uzak durmak için başüstüne yürüdüm ki o zamanlar da şair ruhlu kardeşim Enver Topaloğlu’na denk geldim ve ağzımdan Nazım”ın şu dizeleri döküldü “Balık tuttuk yiyen ölür, elimize değen ölür, bu gemi bi kara tabut, lumbarından giren ölür…” Alevler burnumuzun dibinde, mısralar dilimizin ucunda…

Gemi battı ve güç bela kurtulduk ve ben bu hikayeyi yazabildiğime göre kesin şanslıyım çünkü tek bi kayıp yaşamadan kurtulduk…

Kurtuluşumuzun hikayesi daha bi ayrıntılı ve eksantrik ama onu başka bi zaman yazabilirim umarım…Yazabilecek hikayelerimiz var illaki…

o.chnr…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir