SADO DAYI

Filiz Asal

İzmir’de yaşayıp sık sık yolu Konak veya Kordon’dan geçen herkes eşsiz bir klarnet sesi ile buluşur.

Bu sesin sahibini bazıları görür, bazıları görmezden gelir geçer. Klarnet sahibi ise bazen gözlerini kapatarak bazen de geçenlerin gözlerinin içine baka baka üfler sazını. Tanımayanları Kordon’un nev-i şahsına münhasır “SADO DAYI“sı ile tanıştırmak isterim.

Akşamüzeri Konak’ta başlar çalmaya, gecenin ilerleyen saatlerinde Kordon’a doğru yol alır. Çoğunlukla kendine çalar, etrafa aldırmadan. Sanki bilinmeyen biri onu görevlendirmiş gibi.  Müzik aşkına çalar.  İstek olursa gözleri parlar, seve seve yerine getirir.  Tek işi İzmir’in gök kubbesine hoş bir seda bırakmakmış gibi, ya da gökyüzünde birine duyurmak ister gibi çalar. Beğenilmek herkes gibi onun da hoşuna gider.

Çoğunlukla Kordon taşlarının üstüne oturuverir. Kışları, altına kalınca bir karton koyar. Altındaki kartonu düzeltirken bir yandan da size açıklama yapar. “Bunu koymazsam yengen kızıyor, pantol kirleniyormuş, sonra beni eve almaz.” Diye hem kendiyle hem eşiyle çaktırmadan dalgasını geçer.

Pan onun kulağına sihirli flütünü üflemiş bir kere. Onun gırnatası dinleyen herkese iyi gelir. Bu cümleler uzun zaman önce Kordon’da onu izlerken yazıldı. Dünyada bu kadar çirkinlik, kötülük varken şehrin havasını güzelleştiren zata şahsi teşekkürümdür. Birkaç cümle ile var olmayı hakkediyor bence. Kendisine selam olsun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir