BİR FİNCAN KAHVE …

Güngör Kırkaya Deveci

Bu ülkenin toprakları türlü zenginliklerine doludur. Öyle bir kültür kaynaşması vardır ki şaşırmamak mümkün değil.

Gelenek ve göreneklerimiz belki de bu toplumu ayakta tutan en önemli unsurlardır.

Ne var ki bunların hepsinin önemli ve değerli olduğunu söyleyemeyiz. Bazıları geçerliliğini bugün yitirmiş olanları da vardır. Onları bir tarafa koymak ,ayıklamak gerekiyor.

Anadolu’nun bağrından öyle uygarlıklar geçmiş. Hem de ardlarında türlü izler bırakarak… Düşünsenize bunlar ne güzel zenginliklerine.

Gerçi son yıllarda ülkemizde acılar, mutsuzluklar, yoksulluklar, ezilmişlikler almış başını gitmiş dede… Benim ülkemin insanları direngendir. Çalışkandır, umut doludur. Anka kuşu gibi küllerinden yeniden yeniden doğmasını bilirler. Hepsi Sevgi doludur.

Bazı değerleri vardır. Acılar, yoksulluklar içerisinde de olsalar yaşama sevincini hiç yitirmezler. O kadar çok güzelliklerinin var ki !…Görmesini, yaşamasını bilene. Örneğin; içilen bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır.

Benim ülkemde çay ve kahve önemlidir. Gerçi kahve, çay kadar tüketilmese de yine de önemlidir.

Bilirsiniz Anadolu’nun geleneksel konukseverliği dillere destandır… Ama bu konukseverlik önce kahveden başlar. Sizi bir acı kahve içmeye çağıran dostunuza neden acı kahve diyemezsiniz. Çünkü bu açıklıkta, yıllar yılı sürecek bir tatlılık, yakın bir dostluk vardır. İşte bu yüzden de Anadolu’da, “Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır. “Sözü, her yerde, her zaman söylenir durur.

Bugün de eş-dost ziyaretlerimizde ikramın başını çeken kahve, öyle gelişi güzel pişirilmez. Pişirilirse konuğa saygısızlık sayılır. Hele ziyarete gelen konuk, bir ehli keyf bir kahve tiryakisi ise, kahveden kahveyi getirene kadar bir tazelik arardı. Özellikle közde pişen, bol köpüklü bir kahveye hayır demek mümkün olmazdı. Hele hele bu kahve bir dostla içiliyorsa, tadına doyum olmazdı.

Tüm bunlar tabi ki çok güzel. Ama bir de kahve üzerine söylenen şu beyitte bakın. Eskilerde pek söylenirmiş…

“Ehli keyfin keyfini kim yeniler, kim tazeler?

Taze elden, taze pişmiş, taze kahve tazeler…”

Ya şu beyite ne demeli !..

“Ehli keyfe kahve verse tazeler,

Ehli keyfin keyfini yelpazeler.”

Bireh bireh !..Ne yazacağımı bilemedim. Nedir bu taze merakı? Gerçi günümüzde de dolu bunlardan. Badelemeler, şekerlemeler gırla maşallah!… Her yerde kadın. Gençse, güzelse değmeyin keyiflerine. Sapıklık her yerde.

Oysa kahvenin bir bahane,istenileni dostlarla sohbet etmek olduğunu anlatan şu beyit ne güzel.

“Gönül ne kahve ister ne kahvehane

Gönül sohbet ister, kahve bahane.”

Kahve kültürümüzde bu kadar çok yer almışken iyi gün dostlarına kahve üzerinden söz söylemeden olur mu? Olmaz elbette.

“Kahvelerin pişti gel ,

Köpüklerim taştı gel ,

Eyi günün dostları

Kötü günüm, geçti gel…”

İşte böyle dostlar. İçilen bir fincan acı kahve ama, kırk yıl hatırı var. İçenler, hatır saymasını , gönül almasını bilenler için…

Anadolu’da konuk severliğin başını kahve çeker demiştim. Gerçekten de öyle…

Eğer bir gün yolunuz bu yöreyi sürdüren bir Anadolu köyüne düşerse sakın ola ikramları geri çevirmeyiniz.

ANADOLU’NUN GÖNLÜ İNCİNİR ,GÖNÜL SİZİNLEDİR

DOSTLAR…

Ve son olarak diyorum ki !..

“Kahvenin yüzü kara, kim demiş ki içilmez,

Gönlü temiz, dili tatlı yatırımdan geçilmez…”

BUGÜN TÜM KAHVELER BENDEN.

YARASIN DOSTLAR.

BİR FİNCAN KAHVE …” için bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir